29 12 2010

Bugün Yaşayacaklarıma Dair...

    Bugün erken kalktım. Gün boyunca yapabileceklerimi düşündükçe heyecan sarıyor her yanımı. Yerine getireceğim sorumluluklar var. Kendimi önemli hissediyorum. Yapmam gereken ilk şey nasıl bir gün yaşayacağıma karar vermek! BUGÜN, yaşayacağım her şeyi ben seçeceğim; Ya kızacağım yağmura etrafı ıslatıyor diye, Ya da seveceğim onu çiçeklerimi suladığı için. Ya sıkılacağım param yok diye, Ya da harcamalarımı planlayıp, müsriflikten uzak kalmaya çalışacağım. Ya sızlanacağım bozulan sağlığıma, Ya da hayatta olmayı kutlayacağım. Ya içli içli sitem edeceğim anne babama, beni büyütürken veremedikleri şeyler yüzünden, Ya da onları yürekten seveceğim beni dünyaya getirdikleri için. Ya sıkıntı basacak dikenli güllere katlanmak zorundayım diye, Ya da dikenlerin gülleri var diyerek umut dolacağım. Ya kaybettiğim dostlar için yas tutacağım, Ya da yeni insanlarla yeni dostluklar peşinde koşacağım. Ya işe gitmek zorunda olduğum için mızırdanacağım, Ya da gidecek bir işim olduğu için sevinç dolacağım. Ya ev işleri yapmak eziyet olacak bana, Ya da işlerini yaptığım o evde aklımı, ruhumu ve bedenimi barındırabildiğim için minnettar olacağım. Belki yeni şeyler öğrenmek istemeyecek canım, Ya kızgın olacağım -öğrenmek gereken ne çok şey var diye, Ya da ufak tefek de olsa faydalı ne varsa öğrenmeye çalışacağım. " Gerçek iyimser, problemlerin farkındadır ama çözümleri de bilir, zorlukları görür ama üstesinden gelineceğine de inanır, olumsuzlukları yakalar ama olumlulukları da vurgular, en kötüye açıktır ama en iyiyi de bekler, şikâyet etmek için nedeni... Devamı

29 12 2010

Sevmenin Hazzı

  Sevmenin hazzını doyasıya yaşamak kadar, hayatta başka bir güzellik yoktur. Hayat nedir ki; kısacık bir ömre sığdırabileceğimiz bütün güzel duygular sevmenin içinde saklı. Sevmenin hazzını doyasıya yaşamak kadar, hayatta başka bir güzellik yoktur. Hayat nedir ki; kısacık bir ömre sığdırabileceğimiz bütün güzel duygular sevmenin içinde saklı. Sıkıntılar içinde kıvranırken, sıcacık bir bakış bizi alır bambaşka diyarlara götürüverir. O an gül kadar güzel ve görkemli gelir hayat. Sevgi dolu bir sözcük bazan dünyamızı değiştirir, bizi bambaşka bir insan yapar. Bize bambaşka alemin ve güzelliklerin kapısını aralar. Sıkıntılarımız sevgiyle hafifler, bazen de yok olur. Hayatımızda yaşanmış bütün güzellikler içinde sevginin o ışıltılı, bizi saran, hatta kendimizden geçiren büyüsü vardır. Acısıyla tatlısıyla yaşanan hayatın içinde sevmenin sıcaklığını yakalayıp, etraflarına bunu verebilen bahtiyar kişiler, hayatın derdi, çilesi, çekişmeleri içinde asla kendilerini kaybetmezler, çünkü; onların kılavuzu hep sevgidir. Sevgi yükünü taşımak Sevgi, aslında hep verebilmektir, hep yük taşıyabilmektir. Yaratılmışı Yaradan`dan ötürü hep sevebilmektir. Niyeleri, niçinleri bir kenara koyup sevmenin muhteşem güzelliklerinde yol alabilmektir. Ve bulduğu bu güzel yoldan asla dönmemektir. Muhabbetin gül bahçesine girip, sevmenin o gizemli kokusuyla mestolmak, gülün rengine boyanıp, kokusunu bütün zerrelerine sindirmektir. Hayata sevgiyle bakan insanlar, bizi hep şaşırtırlar. Onlar için hayat bambaşka bir mana taşır, gördüğümüz insanlara asla benzemezler. Onlardaki bu güzel kokuyu hissedebilmek ve güzelliği tadabilmek için... Devamı

29 12 2010

Sevmenin Hazzı

  Sevmenin hazzını doyasıya yaşamak kadar, hayatta başka bir güzellik yoktur. Hayat nedir ki; kısacık bir ömre sığdırabileceğimiz bütün güzel duygular sevmenin içinde saklı. Sevmenin hazzını doyasıya yaşamak kadar, hayatta başka bir güzellik yoktur. Hayat nedir ki; kısacık bir ömre sığdırabileceğimiz bütün güzel duygular sevmenin içinde saklı. Sıkıntılar içinde kıvranırken, sıcacık bir bakış bizi alır bambaşka diyarlara götürüverir. O an gül kadar güzel ve görkemli gelir hayat. Sevgi dolu bir sözcük bazan dünyamızı değiştirir, bizi bambaşka bir insan yapar. Bize bambaşka alemin ve güzelliklerin kapısını aralar. Sıkıntılarımız sevgiyle hafifler, bazen de yok olur. Hayatımızda yaşanmış bütün güzellikler içinde sevginin o ışıltılı, bizi saran, hatta kendimizden geçiren büyüsü vardır. Acısıyla tatlısıyla yaşanan hayatın içinde sevmenin sıcaklığını yakalayıp, etraflarına bunu verebilen bahtiyar kişiler, hayatın derdi, çilesi, çekişmeleri içinde asla kendilerini kaybetmezler, çünkü; onların kılavuzu hep sevgidir. Sevgi yükünü taşımak Sevgi, aslında hep verebilmektir, hep yük taşıyabilmektir. Yaratılmışı Yaradan`dan ötürü hep sevebilmektir. Niyeleri, niçinleri bir kenara koyup sevmenin muhteşem güzelliklerinde yol alabilmektir. Ve bulduğu bu güzel yoldan asla dönmemektir. Muhabbetin gül bahçesine girip, sevmenin o gizemli kokusuyla mestolmak, gülün rengine boyanıp, kokusunu bütün zerrelerine sindirmektir. Hayata sevgiyle bakan insanlar, bizi hep şaşırtırlar. Onlar için hayat bambaşka bir mana taşır, gördüğümüz insanlara asla benzemezler. Onlardaki bu güzel kokuyu hissedebilmek ve güzelliği tadabilmek için... Devamı

29 12 2010

Padişahın işi ne ?

  Sultan murat han o gün bi hoştur.neşeli derseniz değil üzüntülü derseniz değil.bir rüya görmüştür.veziri siyavuş paşa "hayırdır inşallah" der.sultan" hazırlanın tebdili kıyafet dışarı çıkıyoruz hayır mı şer mi öğreneceğiz" ve iki molla kılığında çıkarlar yola.görünen o ki padişah hala gördüğü rüyanın etkisindedir gideceği yeri iyi biliyordur.seri ve kararlı adımlarla Beyazıt’ a çıkar.Unkapanı civarında soluklanır.etrafına dikkatle bakınır.işte tam o sırada yerde yatan bir ceset gözlerine batar,sorarlar. -kimdir bu? ahali -aman hocam hiç bulaşma,derler ayyaşın meyusun biri işte!.. -nerden biliyorsunuz -müsaade et bilelim kırk yıllık komşumuz bir başkası lafa girer -aslında iyi zanaatkardır azaplar çarşısında çalışır nalının hasını yapar ancak kazandıklarını içkiye fuhuşa harcar.hem şişe şişe şarap taşır evine,hem de nerde namlı mimli kadın varsa takar peşine..hele yaşlının biri çok öfkelidir -sorun bakalım onu hiç cemaatte gören olmuş mu?ve mahalleli arkasını döner gider.ve bizim tebdili kıyafet mollalar ortada kalakalırlar... ve vezir de toparlanıyordur ki padişah kızar."dur bakalım daha rüyadaki hikmeti çözemedik "aman padişahım bu adamdan uzak durun derim” saraydan birkaç hoca yollarız kurtuluruz vebalinden" -olmaz der padişah naaşı kaldırmalıyız. -yapmayın etmeyin sultanım yıkanması paklanması telkini tekfini... -merak etme ben beceririm.ama önce bir gasilhane bulmalıyız -şurda bir mahalle mescidi var ama.. -olmaz vefat eden sen olsaydın nerden kalkmak isterdin -Ayasofya Süleymaniye veya fatih camiinden -Ayasofya Süleymaniye de devlet erkanı çoktur tanınmak istemem.ama fatih camiini iyi dedin hadi yüklenelim...ve gelirler camiye vezir sağa sola koşturur ... Devamı

28 12 2010

Yaşam için Öneriler...

Davranışlarını takdir edilmeye indeksle. Her kesimden insanın seni olduğun gibi tanımasına fırsat ver. Büyüklerine saygılı-akranına sevgili Ve küçüklerine hoşgörülü ol. Övüneceğin-övüleceğin konularda cömert; Üzeceğin-üzüleceğin konularda olabildiğince cimri ol. Affetmeyi bil, Ama arkanı da kolla. Affettiğin, eline fırsat geçince seni yer. Herkesi dinle. Hoşuna giden övgüleri ihtiyatla ve nezaketle karşıla. Seni üzmemek için söylenmiş, İyi kalpli dostların sözleridir. Seni yanıltmasın. Daha gerçekçi dostun sözleri övgü dolu değildir. Seni biraz üzebilir ama gerçeklerdir. Eleştirileri değerlendir. Eleştiri ilgi, Eleştiren yol göstericidir. Alıngan olma, Teşekkürle karşıla. İsteklerine gem vurmasını bil. Varlarını değerlendir, Yoklarına hayıflanma. "Minnet" en ağır yüktür. Kimseden bir şey bekleme; Çok istiyorsan haket. Namerde borçlanma; Yoksa bedelinden fazlasını ödersin. Dost kalmak istiyorsan, Alacağını vaktinde tahsil et. Hayattaki "keşke"leri unutma. Senden doğacak her hareketin muhatabı sen ol ki, Artık "keşke" demeyecek şekilde davran. İş ilişkisi kurduğunu sevmeye çalış, Ama sevdiklerinle iş ilişkisi kurma. Olumsuzluklara katlanmak zorunda değilsen, Denenmişi deneme. İlkinde ne ise sonuncuda da aynıdır. GÖR-GÖRME, BİL-BİLME, BELLİ ETME AMA YÖNLENDİR. DİK DUR YATMA YASTLANMA HASTALANMA İçini gülümset-neşe yarat, Yaşam gülümsemeye direnemez. ALINTI ... Devamı

28 12 2010

Sıkıntılarımızın her biri bir adımdır

  Bir gün, bir çiftçinin eşeği kuyuya düşer. Adam ne yapacağını düşünürken, hayvan saatlerce anırır. En sonunda çiftçi, hayvanın yaşlı olduğunu ve kuyunun da zaten kapanması gerektiğini düşünür ve eşeği çıkartmaya değmeyeceğine karar verir. Bütün komşularını yardıma çağırır. Her biri birer kürek alarak kuyuya toprak atmay...a başlarlar. Eşek ne olduğunu fark edince, önce daha beter bağırmaya başlar. Sonra, herkesin şaşkınlığına, sesini keser. Birkaç kürek toprak daha attıktan sonra, çiftçi kuyuya bakar. Gözlerine inanamaz. Eşek, sırtına düşen her kürek toprakla müthiş bir şey yapmakta, toprağı aşağıya silkeleyerek yukarı çıkmasına basamak hazırlamaktadır. Bir süre sonra, komşular toprak atmaya devam edince, herkesin şaşkınlığı altında eşek, kuyunun kenarından dışarı bir adım atıp, koşarak uzaklaşır! Hayat üzerinize hep toprak atacaktır; her türlü zorluk ile. Kuyudan çıkmanın sırrı, bu zorluğu silkeleyip bir adım yükselmektir. Sıkıntılarımızın her biri bir adımdır. En derin kuyulardan bile yılmayarak, usanmayarak çıkabiliriz. Silkelenin ve biraz daha yukarı çıkın SIKINTILARIMIZIN HER BİRİ  BİR ADIMDIR ALINTI ... Devamı

28 12 2010

İki Gezgin Meleğin Hikayesi

İki gezgin melek, geceyi geçirmek için oldukça varlıklı bir ailenin evinin kapısını çalmışlar. Aile, pek kaba bir üslupla, meleklere yatacak yer olarak koca malikanenin konuk odalarından birini vermek yerine, soğuk bodrumundaki küçük bir köşeyi göstermiş. Melekler buz gibi odanın soğuk ve sert zemininde kendilerine yatacak bir yer hazırlamaya çalışırken, yaşlı melek duvarda bir delik görmüş ve kalkıp deliği onarmaya girişmiş. Genç melek, yaşlı meleğe bu hareketinin nedenini sorunca, yaşlı melek hafifçe gülümsemiş: Her şey, her zaman, göründüğü gibi değildir... Sabah malikaneden ayrılan melekler, gece bastırınca bir kez daha kalacak yer bulmak umuduyla, bu defa çok fakir bir çiftçi ailesinin kapısını çalmışlar. Son derece misafirperver olan fakir karı koca, sofralarında nevar ne yoksa meleklerle paylaştıktan sonra, onlara rahatça uyumaları için kendi yataklarını vererek yanlarından ayrılmışlar. Sabah güneş doğduğunda, melekler zavallı karı kocayı gözyaşları içinde bulmuşlar: Yegane geçim kaynakları olan tek inek de tarlalarının ortasında cansız yatmaktaymış. Genç melek bu sefer iyice öfkelenerek yaşlı meleğe isyan etmiş: Bunun olmasına nasıl izin verebildin ?! O varlıklı kaba adamın her şeyi vardı ama sen kalktın ona yine de yardım ettin. Bu iyi yürekli fakir ailenin ise o tek inekten başka hiçbir şeyleri yoktu; buna rağmen onu bile paylaşmaya gönüllü oldular. Ama sen o ineği de yitirmelerine izin verdin! Bunun üzerine yaşlı melek, genç meleğe dönerek şu cevabı vermiş: “Her şey, her zaman, göründüğü gibi değildir. O zengin malikanenin bodrumunda kaldığımız gece, duvardaki deliğin dibin... Devamı

28 12 2010

Öğrendim ki...

Öğrendim ki... Kimseyi sizi sevmeye zorlayamazsınız. Kendinizi sevilecek insan yapabilirsiniz, Gerisini karşı tarafa bırakırsınız. Öğrendim ki... Güveni geliştirmek yıllar alıyor, Yıkmak bir dakika. Öğrendim ki... Hayatında nelere sahip olduğun değil Kiminle olduğun önemli. Öğrendim ki... Sevimlilik yaparak 15 dakika kazanmak mümkün Ama sonrası için bir şeyler bilmek gerek. Öğrendim ki... Kendini en iyilerle kıyaslamak değil Kendi en iyinle kıyaslamak sonuç getirir. Öğrendim ki... İnsanların başına ne geldiği değil O durumda ne yaptıkları önemli. Öğrendim ki... Ne kadar küçük dilimlersen dilimle Her işin iki yüzü var. Öğrendim ki... Olmak istediğim insan olabilmem Çok vakit alıyor. Öğrendim ki... Karşılık vermek Düşünmekten çok daha basit. Öğrendim ki... Bütün sevdiklerinle iyi ayrılman gerek Hangisi son görüşme olacak bilemiyorsun. Öğrendim ki... 'Bittim' dediğin andan itibaren Pilinin bitmesine daha çok var. Öğrendim ki... Sen tepkilerini kontrol edemezsen Tepkilerin hayatını kontrol eder. Öğrendim ki... Kahraman dediğimiz insanlar Bir şey yapılması gerektiğinde Yapılması gerekeni Şartlar ne olursa olsun yapanlar. Öğrendim ki... Affetmeyi öğrenmek deneyerek oluyor. Öğrendim ki... Bazı insanlar sizi çok seviyor Ama bunu nasıl göstereceğini bilemiyor. Öğrendim ki... Ne kadar ilgi ve ihtimam gösterseniz Bazıları hiç karşılık vermiyor. Öğrendim ki... Para ucuz bir başarı. Öğrendim ki... En iyi arkadaşla sıkıcı an olmaz. Öğrendim ki... Düştüğün anda seni tekmeleyeceğini düşünd&... Devamı

28 12 2010

YAŞAMLA İLGİLİ ÖNERİLER

Cesaretini kaybetme, Pozitiflik sorunların gıdasıdır. Yılgınlıksa güçsüzlendirir. Hayat ancak pozitif yaklaşımlarınla kazanabileceğin bir kavgadır. Şahsi problemlerinden arın, Problem çözmeye değil, problemleri önlemeye çalış. Kendine saygılı ol. Ceket düğmen hep ilikli olsun ki Kimse için toparlanma telaşı gösterme. Haksızlığa boyun eğme. Doğru bildiğini nezaketle anlat, ama tartışmayı büyütme. Karşındaki, haksızlığı netleşince saldırganlaşır. Üstüne gitme, ona özür dileme fırsatı ver. Hep böyle kalacak değilsin, kendini hazırla. Önündeki günlerde, çok iyi veya çok kötü olabilirsin. En iyi durumu hak edecek kadar, En kötü durumları yenebilecek kadar GÜÇLÜ OLMALISIN. Kendini sıradan görme, Sıradan çıkmanın yollarını ara. Daima şık, bakımlı, temiz, canlı, özenli, sevecen ve güleryüzlü ol. UNUTMA Kİ, MUTLU OLMANI SADECE SEN SAĞLARSIN. alıntı   ... Devamı

28 12 2010

Nereden geldiğini unutmamak

  Bir zamanlar Ayaz adlı bir köle varmış. Taktir bu ya, köle bir gün Sultan Mahmud'un kölesi olmuş. Sultan, köleyi taşıdığı asil karakteri sebebiyle çok sevmiş. Derken Sultan’ın öylesine itimadını kazanmış ki, bütün sultanlığın haznedârı tayin edilmiş ve en kıymetli ve zarif mücevherler, taşlar ona emanet edilir olmuş. Bu gelişmeyi gören saraylılar ise durumdan pek rahatsız olmuşlar. Hasetleri ve kibirleri yüzünden, sözüm ona basit bir köleye böyle bir mevki verilmesini ve kendi rütbelerine çıkarılmasını bir türlü hazmedememişler. Bu duygular içinde, özelikle Sultan yakınlardaysa ondan gün geçtikçe daha çok şikayet etmeye başlamışlar ve asil ruhlu kölenin itibarini zedelemek için ellerinden geleni yapmışlar. Bir gün Sultanın huzurunda bir saraylının bir diğer saraylıya şöyle dediği duyulmuş: "Köle Ayaz’ın sık sık hazineye gittiğini biliyor musun? Aslında her gün gidiyor; hatta izinli günlerinde bile gidip orada saatlerce kalıyor. Onun mücevherlerimizi çaldığından adım gibi eminim" Sultan kulaklarına inanamamış. "İşin aslını kendi gözlerimle görmeliyim" demiş. Böylece o da hazine dairesine gidip Ayaz’ı gözlemek istemiş. Duvara küçük bir delik yaptırıp, içinde olanları seyretmeye hazırlanmış. Ayaz hazine dairesine bir daha ki sefer geldiğinde Sultan dışarıda beklemeye koyulmuş. Kölenin sessizce içeri girdiğini, kapıyı kapattığını ve sandığa gittiğini görmüş. Köle Ayaz, sandığın önünde diz çökmüş, kapağı usulca kaldırmış ve içinden bir şey çıkarmış. Orada sakladığı küçük bir bohçaymış bu. Bohçayı öpmü... Devamı