30 12 2010

İçinde kendini bulan ve okuyan herkese ithaf edilmiştir

  Bu yazı, içinde kendini bulan ve okuyan herkese ithaf edilmiştir. Yani sana.. Biri sana sarıldığında, önce onun kollarını gevşetmesini bekle... Seni Sevmek, sevmek sadece. Böyle bazen içim şişer benim. Sarılasım gelir tüm sevdiğim ve özlediklerime. Bu duyguyu severim. Güçlendirir beni, yüreğimi genişletir. Herşeyde bulurum sonra seni. Güneş doğarken bulurum, batarken bulurum, kahve fincanından aldığım bir yudumda, uykumda, hatıralarımda, konuşmam bitince telefonumu kapattığımda. Suratsız komşularımla asansör sohbetlerini anlatırım sana, alışverişe gittiğimde neyin güzel ve ucuz olduğunu anlatırım, okuduğum kitabın cümlelerini duyururum sen duymasan bile, kahvemi içerken yanıma oturturum ve bol bol gülümserim sana. Aldığın hediyeye bakarken hatırlarım seni, bazen hiç olmadık zamanda düşersin aklıma. Bazen yüzünü bilmem ama hatırlarım bana hissettiklerini. Severim seni. Yüzüne–cismine, paylaştıklarımıza değil, isminin yanına dostluk, arkadaşlık, sevgililik, tanıdıklık koymadan, sadece içimdeki varlığınadır sana olan sevgim. Hissettiklerim büyür, başkalarına yayarım senden sonra. Sonra herşeyi severim böyle böyle... Sen bunu bilmezsin belki de... Seni sevmek, varlığın için teşekkür etmektir. Varlığını bildiğimde, güçlü olduğumu hissetmek ve herşeyi güzellikle başarabileceğimden emin olmaktır. Seni sevmek, güzeli çirkini–iyiyi kötüyü bir bulmaktır. Hepsi aynıdır, hepimizin aynı olduğu gibi aslında... Seni sevmek, kocaman yüreğinde yerimi almaktır. Mutlu olmaktır orada mırıl mırıl, sütünü bekleyen kedi gibi... Seni sevmek, karşıdan karşıya geçerken elimi tut istemektir. Sen buna şaşırıp, 'ben yanımda biri olmadan, karşıya geçemiyorum' sansan da... ... Devamı

30 12 2010

ÇOCUĞUNUZA BEDDUA ETMEYİN

  Çocuğunuza beddua etmeyin, duanın kabul vaktine denk gelebilir Anne-babalar! Çocuklarınıza söylediğiniz beddua içeren sözlere dikkat edin. Prof. Dr. Suat Cebeci, duanın kabul vaktine denk gelmesi durumunda bedduanın kabul olabileceğini söyledi. Cebeci ayrıca Peygamberimiz'in (sas) "Kendinize beddua etmeyiniz, çocuklarınıza beddua etmeyiniz... Dilekleriniz, kabul edildiği zamana denk gelir..." hadisini hatırlattı. Her anne-baba çocuğunun iyiliğini ister; onlara hayırlı dualarda bulunur. Ancak anne baba, yaramazlık yapan çocuğuna kızgın anında istemeyerek de olsa beddua edebiliyor. Özellikle anneler, daha duygusal olmaları ve hislerine hâkim olmakta zorlanmaları sebebiyle çocukları için kendilerinin de razı olmayacağı kötü dileklerde bulunabiliyor. Dil alışkanlığı ile söylenen beddualar, dua vaktine rastladığında kabul oluyor. Ebeveynin kızgın anında yaptığı bir bedduayla çocuğuna kötülüğü dokunabiliyor. Sakarya Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Din Eğitimi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Suat Cebeci, her kim olursa olsun birisine beddua etmenin, onun kötülüğünü istemenin dinimizce hoş karşılanmadığını söylüyor. Peygamberimiz'in kendisine kötülük edenler de dâhil kimseye beddua etmediğini ifade eden Cebeci, "Peygamberimiz, Taif Seferi sırasında kendisini taşlatan, yoluna çalılar döşeyerek ayaklarının kan içinde bırakmış olanlara da dahi beddua etmemiştir. 'Allah'ım onlara hidayet nasip eyle, olur ki onların neslinden İslam'a hâdim olanlar çıkar.' diye dua etmiştir. Ne yazık ki beddua günümüzde insanın kendisini rahatlatmak için söylediği sıradan sözler haline geldi." şeklinde konuşuyor. Anne-babaların kötü ni... Devamı

29 12 2010

OSMALI TARİHİ

Bunları biliyormuydunuz ? • İlk defa elektriği, gazı getiren, ilk modern eczanemizi açtıran, • İlk otomobili getiren, 5 bin km kara yolunu yaptırtan, • Dünyanın ilk metrolarından birini Karaköy-Taksim arasına yaptıran, atlı ve elektrikli tramvaylar kuran, • Kudüs-Yafa, Ankara-İstanbul ve Hicaz demir yollarını yaptıran (Haydarpaşa Tren İstasyonunu da tabi), • İstanbul’un binlerce fotoğrafını çektiren, Arkeoloji müzeciliğini başlatan, • Chicago’daki turizm fuarına ülkemizi ilk kez sokan, • Kuduz aşısının bulunmasından sonra Ülkemizin ilk Kuduz Hastanesini (İstanbul Darü’l-Kelb Tedavihanesi) açtıran, • Polisiye romanların ülkemize girişini sağlayan, (14 yıl içinde basılan 4000 kitaptan sadece 200 kadarı dinle ilgili idi..) • Okullara (Hristiyan okulları dahil) gönderdiği emirde, Türkçe’nin iyi öğretilmesini isteyen, Azerbaycan okullarında Türkçe yasağını kaldıran, Paris’te İslam Külliyesi kuran! • Teselya savaşı sürerken saraylı hanımlara askerler için çamaşır diktiren de, hastaneleri ziyaret edip hastaların ihtiyaçlarını soran da, sarayın bahçesinde bile hastalara hizmet ettirten de! • Midilli adasını eşi Fatma Pesend Hanım’ın şahsi mülkünden ısrarla verdiği para ile Fransızlardan geri alanda O! • Israrla yerli kumaş giyen, Hereke bez fabrikası ve Feshaneyi kuran, • Ziraat Bankasını kuran, Ticaret, Sanayi ve Ziraat Odalarını açtıran, • Yıldız Çini fabrikasını, Beykoz ve Kağıthane kağıt fabrikalarını, • Toplu sünnet merasimleri yaptırıp her bir çocuğa çeyrek altın gönderen, bu yüzden yaz aylarında toplu sünnetleri moda eden, • Mezuniyet törenlerinde öğrencilere hediye kitap gönderen, • Yoksul halkın... Devamı

29 12 2010

'Ah bu şarkıların gözü kör olsun”

Aşk acısı çekiyorsanız yada karşılıksız bir sevdaya düşmüş iseniz kurtulmanız imkansız değildir. Sadece biraz çaba sarfetmeniz gerekir. Yapmanız gerekenlerden bazılarını aşağıda maddeler halinde bulabilirsiniz. Kesinlikle içinizde geri dönermi dönmezmi şeklinde bir umut bırakmamanız, kararlarınızı ona bırakmamanız ve onun düşüncesi ne olursa olsun kendi kararınızı uygulamanız gerekir. Artık ondan vazgeçtikten sonra ona karşı hayranlık yada nefret duyguları beslememeniz gerekir.özellike de bir sebepten ayrıldığınız yada sizi reddeden birine karşı nefret besleyebilirsiniz; fakat nefretiniz onu unutmanızı zorlaştıracaktır. Size onu hatırlatacak duygu yüklü şarkılardan kaçınmalısınız. Bu çok önemlidir. Bu şarkıları dinlemeye devam ederseniz bu yazıyı hiç okumayın daha iyi. “Çoktan unuturdum seni çoktanAh bu şarkıların gözü kör olsun” Eğer mümkünse ondan ve çevresinden uzaklaşmanız yararınıza olacaktır. Eğer uzaklaşmak mümkün değilse, onunla konuşmayacağım veya görmemezlikten geleceğim diye kendinizi kasmanız bir işe yaramayacağı gibi, tam ters sonuçlar da alabilirsiniz. Onu görmekten ve onunla konuşmaktan kaçınmak yerine ona herhangi biriymiş gibi davranmak en mantıklı davranış olacaktır. Mümkünse ona olan sevginizi hiç dile getirmemeniz, özellikle üçüncü şahıslardan ve hatta kendinizden bile saklamanız yararınıza olur. Kendinizi yeniden aşık olmak için zorlamayın. Bana göre en çok yapılan hata budur. Birini unutmak adına kendinize yapay bir aşk elde edebilirsiniz ve durumunuzun daha da karmaşıklaşmasına neden olabilir. Son olarak “ben hiç bir zaman onu unutamayacağım” şeklinde sıradan insan düşüncesine kendinizi k... Devamı

29 12 2010

Sonuç Veren Övgünün 4 Şartı

    Övgünün memnuniyet verici ve teşvik edici olabilmesi için şu özellikleri taşıması gerekir.   1- Gerçekçi ve dürüst: Övgü olgulara dayanmalı ve sizin gerçek düşüncelerinizi yansıtmalıdır. Eğer insanlar ortalıkta birbirlerine asıl söylemek istediklerini söylemeden yağ çekerek dolaşırsa, övgü zamanla dejenere olarak boş bir gevezeliğe dönüşür. 2- Belli bir konuda: Övgü somut ve özgül bir konuya yönelik olmalıdır yani genel ve abartılı olmamalıdır. “Daima” ve “Hiçbir zaman” gibi genellemeler kaçınılmaz olarak yanlıştır. “Herşey mükemmel” gibi özele inmeyen iltifatlar, neyin gerçekte iyi olduğu ve neyin daha iyi olabileceği hususunda hiçbir fikir vermez. 3- Yüzyüze: İlke olarak, övgü insanların yüzüne karşı yapılmalıdır. Bir yönetici elemanlarıyla yüzyüze konuşmak zahmetine katlanmalı, bunu bir üçüncü kişiye bırakmayı düşünmemelidir. 4- İçten: Onaylama içten gelmelidir. Kendinizin yapmış olmayı istediğiniz bir işi yapan bir başkasını tebrik etmek çok zor olduğundan, bazı insanlar, övgülerini sözde alçakgönüllülük gösterileriyle, alaycı ve küçümseyici sözlerle karıştırırlar. Gözlerinde, kıskançlık ve haset alevi parlarken, dudaklarından olumlu sözler dökülür, sonunda tüm haz duyguları yok olur gider.     ALINTI ... Devamı

29 12 2010

İnsanın 10 Pişmanlığı

      1 - Yaşamının son gününe, yaşamını anlatması gereken harika şarkıyı içinden sessizce söyleyerek ulaşırsın.   2- Yaşamının son gününe, içinde bulunan, büyük işler başarmanı ve büyük başarılar elde etmeni sağlayacak doğal gücünü tecrübe etmeden ulaşırsın.   3- Yaşamının son gününe, hiç kimseye örnek olup ilham vermediğini fark ederek ulaşırsın.   4- Yaşamının son gününe, hayatında hiçbir zaman cesaret gerektiren bir risk almadığını ve bu yüzden büyük başarılar elde edemediğini fark etmenin acısıyla ulaşırsın.   5- Yaşamının son gününe, sıradan biri olmak zorunda olduğun yalanına boyun eğdiğin için bir şeylerde ustalık elde etme fırsatını kaçırdığını anlayarak ulaşırsın.   6- Yaşamının son gününe, herhangi bir zorluğu zafere ve kurşunu altına dönüştürme becerisine sahip olamamanın hayal kırıklığıyla ulaşırsın.   7- Yaşamının son gününe, çalışmanın sadece kendinden çok, başkalarına yardımcı olmak anlamına geldiğini unuttuğun için pişmanlık duyarak ulaşırsın.   8- Yaşamının son gününe, gerçekten yaşamak istediğin hayatı değil de toplumun yönlendirmeleri nedeniyle istediğin hayatı yaşamış olduğunu fark ederek ulaşırsın.   9- Yaşamının son gününe, sahip olduğun kapasiteye ve ortaya çıkarman gereken dehaya hiçbir zaman dokunmadığını fark ederek ulaşırsın.   10 -Yaşamının son gününe, bir lider olabileceğini ve bulduğundan daha iyi bir dünya bırakabileceğini keşfederek ulaşırsın. Fakat çok korktuğun için görevi kabul etmeyi reddetmişsindir. Bu yüzden başarısız olmuşsundur ve bir hayatı boşa harcamışsındır.  ... Devamı

29 12 2010

Dikkat Yüzünüz Konuşuyor!

Beceri sahibi olmak önemlidir, dahi olmak ise olağanüstüdür. Ancak hepsinden daha değerli olanı doğru ilişki kurmaktır. Beden dili duygu ve düşüncelerimizin yansımasıdır. İnsanların yüz yüze kurdukları ilişkide, kelimeler %10, ses tonu %30, beden dili %60 önem taşır. Bu yüzden de Sözel mesajlardan daha çok beden dilimizle iletişim kurarız. Karşınızdakinin kişiliğini yüzüne bakarak çözün! ALIN Kişilerin düşüncelerini geliştirme yöntemi hakkında bilgi veriyor. Geniş alın, güçlü bir hayal gücü ve entelektüel kişilik yapısını simgeliyor. Dar alın ise kişinin dikkatli, zamanlamaya önem veren, matematiksel yetenekleri kuvvetli biri olduğunu anlatıyor. Bombeli bir alna sahip kişiler ise inisiyatif sahibi, uyumlu ve paylaşımcı olarak kabul ediliyor. GÖZLER Hayata bakış açısını ve stres karşısındaki davranış şeklini anlatıyor. Çukur gözlü kişiler ciddi ve gizemli olurken, gözleri yakın olanlar titiz, kararlı ve detaycı kişilik yapısına sahip oluyorlar. Cosmotürk’ün haberine göre, büyük gözler, açık sözlülüğü, kibarlığı ve sözüne güvenilirliği, küçük gözler ise dikkatini kolay toparlamayı ve kapalılığı simgeliyor. Düşük gözlü kişiler hayata iyimser bakmayı sevmezken, patlak göz şekline sahip olanlar hayata karşı hevesli ve alıngan oluyorlar. BURUN İş hayatındaki tercihleri ve para konusuna bakışı simgeliyor. Geniş burun, iş hayatında kendine güvenen ve sosyal yapıyı dar burun, kontrolcülüğü ve garanticiliği, büyük burun, idealistliği ve lider olma isteğini, düşük burun, insanlarla iyi iletişim kurabilme yeteneğini, yuvarlak ve şiş burun ise para konusunda b... Devamı

29 12 2010

Birbirimize verilmek üzere içimizde güzellikler taşırız

Birbirimizle iletişim kurmamızı, olgunlaşmamızı, sevmemizi sağlayan, yegâne bağlantımızdır. İç güzelliği, kişinin kapasitesi oranındaki güzelliği kapsar. Bizim yapmamız gereken, bu kapasiteyi arttırmaktır. İç güzelliğimizin daha derinlerine inme arzusuyla kendimizi geliştirip, mümkün olduğu kadar çok kişiyle güzelliğimizi birleştirmemiz gerekmektedir. Öğrenmek istediğimiz her şeyde, bu güzelliği görmemiz gerekecektir. Bizler, maalesef egosal çıkarlarımız doğrultusunda hareket ettiğimiz için, etrafımızdaki güzelliklerin farkına varamıyoruz. Sadece, fiziksel görüş frekanslarımızla bir bakış sağlıyoruz. Bu bakış ısrarla sürdürmek, bizim görüş açımızı kısırlaştırıyor. Eğer görüşümüzü biraz geliştirmiş olsak, gördüğümüz her şeyin iç güzelliğinin dıştaki yansımasını alacağız. İyi, kötü kavramlarına yaslanmış olmamız, bizlerin neyi nerede nasıl görmemiz gerektiğine, bu ikileme düşmemize neden olmaktadır. İyinin içinden aldığımız güzellikleri, kötü dediğimizin içinde de görmemiz gerekmektedir. Ya da bize iyi gibi görünen güzelliklerin, bizi şımartan, egomuzu besleyen olduğu için, güzel geldiğini bilmemiz gerekmektedir. Bizim için en güzeli, içinde olanın yargısına kapılmadan, sadece yaşayarak, etrafımızdakilerin içindeki güzellikle, kendi güzelliğimizi birleştirmek olacaktır. Bu birleşim, daha içerilerde kalmış güzellikleri de açığa çıkararak yoluna devam ederken, tekâmül yolundaki olgunluktan da hazzını alıp, tadılmamış güzelliklerin birleştiricisi olacaktır. İç güzellik birleşmemizi, bir olmamızı sağlayandır. Her birimiz, birbirimize verilmek üzere içimizde güzellikler taşırız ve... Devamı

29 12 2010

SAĞLIĞIN KIYMETİNİ BİLMEK

  Doğduğun zaman sapsade 1'sindir. Zamanla sağına sıfırlar eklesin. Diploman olur,meslek sahibi olursun,evlenirsin, çocukların olur,evin olur,araban olur,yazlığın olur. 1'in sağına sıfırlar eklendikçe senin yaşam kaliten artar ve hayatın anlam kazanır. Şu hale gelirsin: 1000000000 Sizin sağlığınız yerindeyse ve hayatta iseniz.Aksi halde 1 giderse; Her şey 00000000 olur ve sıfırların hiçbir anlamı yoktur. Bütün sıfırlar gitse bile 1 elinizdedir. Onun için sağlığın değeri bilinmelidir. ALINTI Devamı

29 12 2010

Nefreti aşmanın tek yolu var "Affetmek"

Başkalarını affettiğimizde biz özgürleşiriz Nefret yaşamdan zevk almamızı, insanların güzel yanlarını görmemizi engeller. Hiç kimse saf iyi ya da saf kötü değildir. Salt kötülükleri görmek bir süre sonra şüphe, depresyon ve umutsuzluk denizinde boğar insanı. Nefret dolu bir yaşam, mutsuz bir yaşamdır. Affetmek insanı derinleştirir. Affetmek için, insanın ruhsal ve zihinsel olarak kendisini hazır hissetmesi gerekir. Çünkü affetmek bir seçimdir. Kimsenin zorlamasıyla affetmek mümkün değildir  Affetmek bir süreçtir. Birdenbire affedişler bile bir sürecin ürünüdür. Affetmeyi seçtiğinizde kimse size borçlanmayacaktır. Yani koşullu affetme yoktur. Diğer insanın da sizi affetmesini, değişmesini veya sizin istediğiniz gibi olmasını beklemeyin. Affetmek bir seçimdir. Amacı sizin rahatlamanzıdır, sizin özgürleşmenizdir. Nefret duyduğunuz kişinin yaşıyor ya da ölmüş olması sizin affetme sürecinde duyduğunuz acıların yoğunluğunda bir farklılık yaratmayacaktır. O acılar sizin acılarınız. Affetmek kolay değildir.  Fakat özgürleşmek için gereklidir. Çoğu insan affetmenin nefret ettiği kişiyi suçsuz ya da haklı bulduğu anlamına geleceğini sanır. Oysa affetmek, geçmişteki anıların boyunduruğundan kurtulmak, yaşamımızı kontrol altında tutmasına son vermek demektir. Affetmek, o kişiyi sevmek değil. Affetmek, o kişiyle konuşmak zorunda olmak değil. Affetmek, o kişiyle ilişkiyi sürdürmek değil. Affetmek, o kişinin beklentileri doğrultusunda davranmak değil. Affetmek, o kişiyi kucaklamak değil. Affetmek, o kişiyi suçsuz bulmak değil. Affetmek, o kişiyi haklı bulmak değil. Affetmek, o kişinin verdiği zararları telafi etmek i... Devamı