27 01 2011

ANNE NEDİR?

    Anne demek; * Yenilen her lokmadan sonra alkış kıyamet koparan,şenlik havasına bür...ünendir. * Çıkan her pirinç tanesi diş için tüm hısım akrabaya telefon açandır. * Tüm hafta hayalini kurduğu pazar kahvaltısına oturup asla yiyemeden kalkandır. * Sabaha kadar kırk sefer uyanarak,sabah kalkıp zombi gibi işe gitmektir. * İşten eve geç gelmenin vicdan azabıyla bebeklerinin yanına kıvrılıp saatlerce koklayandır. * Tatil yapamamanın kitabını yazandır. * Eskiden hergün uğradığı kuaförünün yolunu unutandır. * Çaydanlığın kapağı ile pet şişeyi kapatmaya çalışandır. * Parça pinçik olmuş pazar gazetesini birleştirip okumaya çalışandır. * Gecenin bir yarısı gözü kapalı süt ısıtıp,gözü kapalı geri dönendir. * Saatlerce leblebi parmaklı ayakları öpmekten sonsuz keyif alandır. * Temcid pilavı tadındaki baby tv yi seyretmektir.* Bebek şef şarkısı söyleyerek,fırsat bu fırsat deyip birşeyler yedirmeye çalışmaktır. * Üzümün çekirdeklerini tek tek çıkarmak,mısırı tanelere ayırmaktır. * İşten yeni gelmiş ve içeri ilk adımı atmışken,"Anne atttaaaaa" sözleriyle çark edip,en yakın parkın yolunu tutmaktır. * Anne demek bebek havuzunda yüzmektir. * Başka bir anneyi nerede görürse görsün "Seni çok iyi anlıyorum tatlım "bakışı atandır. * Aşı takvimini ezbere bilendir. * Kazara kendi için alışverişe gidip nasıl olduysa bebek kıyafeti dolu poşetlerle geri dönendir. * Ne kadar sert olursa olsun hayır demeyi beceremeyendir. * İşe yetişmek için düğmelerini bahçede ilikleyendir. * Uyduruk ninni besteleyendir. * Çantasında sürekli Oyuncak kurbacık,ıs... Devamı

19 01 2011

Mevlana Der ki;

      Sonsuz bir karanlığın içinden doğdum. Işığı gördüm, korktum. Ağladım. Zamanla ışıkta yaşamayı öğrendim. Karanlığı gördüm, korktum. Gün geldi sonsuz karanlığa uğurladım sevdiklerimi... Ağladım. Yaşamayı öğrendim. Doğumun, hayatın bitmeye başladığı an olduğunu; aradaki bölümün, ölümden çalınan zamanlar olduğunu öğrendim. Zamanı öğrendim. Yarıştım onunla... Zamanla yarışılmayacağını, zamanla barışılacağını, zamanla öğrendim... İnsanı öğrendim. Sonra insanların içinde iyiler ve kötüler olduğunu... Sonra da her insanin içinde iyilik ve kötülük bulunduğunu öğrendim. Sevmeyi öğrendim. Sonra güvenmeyi... Sonra da güvenin sevgiden daha kalıcı olduğunu, sevginin güvenin sağlam zemini üzerine kurulduğunu öğrendim... İnsan tenini öğrendim. Sonra tenin altında bir ruh bulunduğunu... Sonra da ruhun aslında tenin üstünde olduğunu öğrendim. Evreni öğrendim. Sonra evreni aydınlatmanın yollarını öğrendim. Sonunda evreni aydınlatabilmek için önce çevreni aydınlatabilmek Gerektiğini öğrendim. Ekmeği öğrendim. Sonra barış için ekmeğin bolca üretilmesi gerektiğini. Sonra da ekmeği hakça üleşmenin, bolca üretmek kadar önemli olduğunu öğrendim. Okumayı öğrendim. Kendime yazıyı öğrettim sonra... Ve bir süre sonra yazı, kendimi öğretti bana... Gitmeyi öğrendim. Sonra dayanamayıp dönmeyi... Daha da sonra kendime rağmen gitmeyi...     Dünyaya tek başına meydan okumayı öğrendim genç yasta... Sonra kalabalıklarla birlikte yürümek gerektiği fikrine vardım. Sonra da asil yürüyüşün kalab... Devamı

02 01 2011

Tıkanıp kaldığında hayat...

  Bir yerlerde tıkanıp kaldığında hayat, soluk almak güçleştiğinde, Yüreğin susup, mantığın sürüklemeye başladığında ayaklarını, Dağlara dönmeli yüzünü insan. ... Yeni patikalar, yeni yollar seçmeli, yüreğini ferahlatacak; Yeni insanlarla tanışmalı, yeni keşifler yapacak.... Hep isteyip de, bir gün yaparım diye ertelediği ne varsa, Gerçekleştirmeyi denemeli! Her geçen gece, ölüme bir gün daha yaklaştığını; zamanın bir nehir, kendisinin bir sal olup da, o dursa da yolculuğun devam ettiğini anlamalı. Baş döndürücü bir hızla geçiyorsa birbirinin aynı günler, Her akşam aynı can sıkıntısıyla eve giriliyorsa, değiştirmeye çalışmalı bir şeyleri; Küçük şeylerle başlamalı belki; örneğin, bir kaç durak önce inip servisten, otobüsten; yürümeli eve kadar, yüreğine takmalı güneş gözlüklerini; Gördüğünü hissedebilmeli! Sağlığını kaybedip, ölümle yüz yüze gelmeden önce, Değerli olabilmeli hayat! İlla büyük acılar çekmemeli, küçük mutlulukları fark etmek için! Başkasının yerine koyabilmeli kendini; Ağlayan birine ''gül'' inleyen birine "sus" dememeli! Ağlayana omuz, inleyene çare olabilmeli! Şu adaletsiz, merhametsiz dünyaya ayak uydurmamalı; Sevgisiz, soysuz kalarak! Dikeni yüzünden hesap sormak yerine gülden, derin bir soluk alıp, hapsetmeli kokusunu içine... Güneşin doğuşunu seyretmeli arada bir, seher yeli okşamalı saçlarını... Karda, yağmurda; sevincine, coşkusuna; fırtınada boranda; Öfkesine, isyanına ortak olabilmeli doğanın! Bir çocuğun ilk adımlarında umudu; bir ge... Devamı

01 01 2011

MUTSUZ OLMAK İÇİN GÜZEL BİR REÇETE

      —Suratınız hep asık olsun, mesela sabah kalktığınızda sinirli bir şekilde kalkın çocuklarınıza ve eşinize sebepsiz yere bağırın çağırın, o günü hem kendinize hem onlara zehir edin…   —En ufak hataları affetmeyin, hemen karşı tarafı azarlayın mümkünse cezalandırın. —Her duyduğunuz şeye araştırmadan inanın… Çevrenizdekiler ne derse onu yapın. —Başarısızlıklar, kayıplar ve sıkıntılar karşısında hemen yıkılıp kalın. —Hayattan hep şikâyet edin. Neden daha zengin olmadığınız için, neden daha sağlıklı olmadığınız için, neden daha güzel mevkilerde olmadığınız için… —Yediğinizden, içtiğinizden, çevrenizden, eşinizden, çocuklarınızdan ve işinizden hep şikâyetçi olun, hep kahredin. —Yaratıcıyla olan tüm irtibatı kesin, onunla aranızda hiç açık kapı bırakmayın, dua etmeyin ve hiç şükretmeyin… —Basit kırgınlıklardan dolayı dostluğunuzu hemen bitirin… —Hata yaptığınız zaman ısrarla hatayı işlemeye devam edin. —Dünyadan habersiz yaşayın ve değişime açık olmayın… —Kendinize zaman ayırmayın. Her işi aceleyle yapın zevk almamaya bakın. —Sürekli insanları eleştirin, doğru bir şey söyleseler dahi muhakkak muhalefet edin… —Mutlu olmak için hayalini kurduğunuz olayların olmasını beklemeye devam edin. —Ne kadar olumsuz düşünce varsa sürekli onları düşünün, onlarla uyuyup onlarla kalkın… —Herkes sizin gibi düşünmek zorundadır. Sizin gibi düşünmeyenlerle ilişkinizi derhal bitirin. —Hayatı bir dram gibi düşünün, bulunduğunuz durumdan hiç mutlu olmayın. —Başkaların d... Devamı

31 12 2010

Yaşam tarzınızı, evinizi, alışkanlıklarınızı,sorumluluklarınızı,

     “İlerleme sadeleştirme ile mümkündür, karmaşıklaştırma ile değil. Neleri seviyoruz? Onlar kalsın Gerçekten neleri yapmaktan en çok zevk alıyorsunuz? Sizin için çok önemli olan bu 5 şeyi bir kâğıda yazın. İşte bu 5 şey sadeleşme eylemimizin temelinde yatan 'önceliklerimiz' olacaklar. Sadeleşme esnasında yapacağımız elemelerde bu öncelikler her zaman sabit kalacak, bunu unutmayın. Zamanı bir daha değerlendirelim Gününüz nasıl geçiyor? Kaçta kalkıyorsunuz, kaçta evden çıkıyorsunuz, kaçta yemek yiyorsunuz? Tüm gün boyunca zamanınızı nasıl kullanıyorsunuz? Şimdi az önce belirlediğiniz önceliklerinizin alakalı olduğu zamanlara öncelik verin, ardından diğerlerini elemeye ya da azaltmaya başlayın. Evi sadeleştirmeK Sadeleşmenin en önemli adımlarından biri de odanızda, dolabınızda, hatta komple evinizde bir arınma gerçekleştirmektir. Bunu yaparken üç adet koli yapın; atılacaklar, bağışlanacaklar ve başka şekilde değerlendirilecekler... Her şeyinizi bu şekilde ayıklamaya başlayın! ‘An’ı yaşayın Sadeleşmenin anlamlarından biri: ‘şimdi’yi yaşamak… Geçmişin geçmişte kalması ve'şu anki hafızamızda geçmişte yaşananların değil, sadece onlardan aldığımız derslerin barınması; ayrıca çok yakın gelecek dışında geleceğin deşilmemesi, an’ı sadeleştirmeye ve daha kaliteli yaşamamıza yarayacaktır. ‘Yeter’ kelimesini bilmek Tutumlu olmak da sadeleşmenin parçalarındandır. Yani daha az satın almak, daha az istemek ve azla yetinmek... Bir şeyi almak istediğinizde iyice düşünmek, tartıp biçmek; her zaman için daha küçük bir evle, daha mütevazı bir arabayla mutlu olmayı becerebilmek… Hedeflerde seç... Devamı

31 12 2010

Gül Düşün Gülüstan Ol...

Gül Düşün Gülistan Ol Başarının yolu buradan geçiyor..... Pozitif düşünce , olumsuzluklara razı olmayan, her koşulda yapabilecek iyi bir şeyin olduğuna inanan, insan hayatını olumlu yönde etkileyen bir düşünce tarzıdır. Bu gün artık iş , spor ve sanat dünyasında bile pozitif düşünce ve beyin gücü verim arttırıcı bir faktör olarak kabu...l edilmektedir. Artık başarının yolu pozitif düşünmekten geçiyor. Bu iki kelimeyi hayat felsefesi olarak benimseyen insanlar umudunu, güvenini, iyimserliğini kaybetmeden kendine güvenen, cesur ve inisiyatif sahibi bireyler olduklarını çevrelerine hissettiriyorlar. Neler yapmalısınız? Pozitif düşünen kişiler, pozitif enerji veren insanlarla arkadaşlık ediyorlar, pozitif enerji veren yiyeceklerle besleniyorlar, pozitif enerji yüklemek için spor ve meditasyon yapıyorlar. - ;Mizah duygunuzu yitirmeyin - ;Cesur olun - ;İdealist olun Üretken olan kişiler; - Sezsizliğin tadını çıkarmayı bilirler - Doğayı hisseder, ondan zevk alırlar - Kendi duygularına güvenirler - Kargaşa içinde de işlerine odaklanırlar - Çocuklar gibi onlarda hayal kurmaktan hoşlanırlar - Kendi bilinçlerine güvenirler Affetmek bir terapidir Affetmek , bir başka insana veya kendinize karşı içinizde duyduğunuz öfkenin yerine sevgiyi koymaktır. İşte size affetmenin birkaç yolu: -İşe enerjinizi arttıracak bir şey yaparak başlayın -Sanki kalbinizden konuşuyormuşsunuz ve içinizden yükselen affetme sözcüklerini dile getiriyormuşsunuz gibi yapın .. -Ellerinizi kalbinizin üzerine yerleştirin, içinizden taşan duyguları hissedin Beynin anatomisi Beyin, alt beyin, üst beyin, sinir sistemi diye üç kısımdan oluşur. İnsan b... Devamı

31 12 2010

Affederek Bağlardan Çözülmek

    Hedefimiz, gerçekleştirmek istediğimiz her ne olursa olsun bu konuda atacağımız en değerli adım affetmektir. Hem kendimizi hem de geçmişte yaşadığımız bizi üzen deneyimlerimizin kısıtlayıcı duygusal yüklerini özgürleştirmek için affetmektir. Affetmek Latince bağları çözmek anlamına gelir! Peki, o zaman affetmediğimizde neye bağlanırız.... Yaşadığımız olay geçmiştir bir anı olmuştur. Tatsız üzüntü veren bir anı.. Bu anıdan bize miras kalan ise hatırladığımız üzücü hayaller ve duygulardır. o kişilerden ya da olaylardan özgürleşmedikçe zihnimizde sesleri… bedenimizde bizi üzen duyguları yeniden yeniden yeniden canlandırır dururuz.. ve can veririz geçmişte kalması gereken unuttuğumuz bu üzüntülerimize.. hepimizin bildiği gibi artık; beynimiz hayal ile gerçeği birbirinden ayırt etmez..bazılarımız hatırlamaz bile yaşadığı incitici anıları.. gömmüştür çoktan bilinçaltının derinliklerine.. Neden diye sorar o zaman? Neden her ilişkim üzücü bir şekilde bitiyor? Neden pek çok şeyim olduğu halde kendimi mutsuz hissediyorum? Neden hep iyi başlayan iş yaşantım üzüntülü bir şekilde bitiyor? Neden dostlarım vefasız çıkıyor? Nedenler bitmez.. Neden mi ? Bir konu ya da kişi ile ya da yaşamımızda şu anda olmasını istediğimiz gerçekleşmesini istediğimiz hedeflerimizle ilgili olarak ilk kurduğumuz ilişki nasılsa ve bu konuda duygusal olarak nasıl hissediyorsak devamı da o şekilde gerçekleşir. İçimizde bastırdığımız, doğru bir şekilde ifade etmediğimiz, incinmişliklerimiz, kırgınlıklarımız, öfkelerimiz bizi sürekli ilk kurduğumuz ilişkiye bağlayan prangalar olur. Biz her ne kadar yeni ilişkilere.. yeni işlere..yeni arkadaşlara, yeniye dair ne istiyorsak ona... Devamı

31 12 2010

Dilerim olsun

Dilerim: Başucunda teklemeyen bir saat, bilincinde keskin bir ışık ve ruhunda bir battaniye dursun. Yerde hep, seni istediğin yere götürecek bir çift terlik olsun. Karanlığın kısa sürsün, ılık olsun. Tünel olmuş olsun, aydınlığa çıksın. Güneş her gün doğudan gelip, gözüne girsin. Girsin ki, seni yeni bir şeye uyandırsın. Her gece, içinde güzel masallar dolansın. Sustuklarında gözlerin kapansın. Dudağına bir tebessüm yapışsın. Duvarda, başkalarına, sahip olduklarından daha fazlasını vermek için, bir plan asılsın. Her şey ona göre yürüsün. Lavabodan aksın gitsin kıskançlık, endişe, haset, kibir ve kin. O asitler ki, borulardan lağıma doğru yollandıklarında, bütün tıkanıklıklar açılır. Umutların, tüllerini havalandıran rüzgar olsun. Umutla yelken açan az. Bırak, umutların odana girsinler. Hiç aramadıklarını çaldıracağın, kalp kazanarak kapatacağın bir telefon dursun masada. Sana hep ilk hoşgeldini ve en son hoşçakalı diyecek olan, ayaklarının altında duran o paspasın, en değerli varlığın olduğunu unutma. O paspas ki, çamurunu siler ve içeri buyur eder. En yakınındır o, her gün kıymetini bilerek bas ona. Odanı hep havalandır, kapısını hep açık tut ve perdeleri kapatma. Hava nasılsa kapanıcak arada. O zaman da tüneli hatırlarsın. Bu dönüşüm kutlanmaya değer olsun. Zilini sürprizler çalsın. Bu dilekleri okuyan isterse, bunları bana da dilesin. Yüreğimiz sevgiyle dostlukla dolsun “Bu sayfanın tek kuralı bu olsun. “ Nil Karaibrahimgil ... Devamı

30 12 2010

Yaratıcılığınızı Arttırın: 7 Harikulade Psikolojik Teknik

    Yapbozun son parçasını mı arıyorsunuz? Araştırmalarla kanıtlanmış bu 7 yaratıcılık arttırma tekniklerini deneyin. Yeterli zaman, özgürlük, otonomi, iyi bir deneyim, örnek alınacak bir rol model ve motivasyon olduğu zaman aslında herkes yaratıcıdır. Ama bazen en yaratıcı insan bile sıkılabilir, dönüp dolaşıp aynı şeyleri yapmaya başlayabilir veya çıkmazlara girebilir. İşte bunları aşmak için araştırmaların bulduğu 7 yöntem: 1. Psikolojik mesafe koyma: İnsanlar içinden çıkılamayan durumlarda genelde fiziksel bir şekilde işten uzaklaşarak ara verilmesi gerektiğini önerirler, ama aslında psikolojik mesafe de başlı başına yeterlidir. Bir araştırmada bir görevi uzağındaymış gibi düşünmeye yönelik önceden uyarılmış katılımcılar, görevi yakınındaymış gibi düşünmeye yönelik uyarılmış katılımcılara kıyasla iki kat daha fazla içgörü ve sezgi ile ilgili problemler çözebildiler. İçgörü: Yaratıcı olmanız gereken görevi kendinizden uzakta ve sizden bağımsız bir şekilde hayal etmeye çalışın. Daha ileri seviyede düşünebilmenizi sağlayacaktır. 2. Zamanı ileri sarma: Psikolojik mesafe gibi, kronolojik mesafe de yaratıcılığı arttırabilir. Forster ve ekibi (2004) katılımcılardan bir sene sonra hayatlarının nasıl olacağını düşünmelerini istedi. Hayatlarının yarın nasıl olacağını düşünmeleri istenen katılımcılara göre, hayatlarının bir sene sonra nasıl olacağını düşünen katılımcıların içgörüleri arttı ve problemlere daha yaratıcı çözümler bulabilmeye başladılar. İçgörü: Kendinizi daha ileri bir zamana yöneltin; yaratıcı olmanız gereken görevi bir, on veya yüz yıl sonrasından görmeye çalışın. ... Devamı

30 12 2010

Güçlendirici Kelimeleri Kullanmak

  Kelimelerin Önemi:   Önemli enerji kaynaklarından veya tüketicilerinden biri kullandığımız kelimelerdir. Hayatımızı kullandığımız kelimeler yönetiyor. Kelimelerimizi biz yönetmezsek onlar bizi yönetecekler. Üç tür kelime kullanırız:   Nötr kelimeler: Bunlar, üzerinde hiçbir yük bulunmayan, hiçbir şeyi itmeyen veya çekmeyen kelimelerdir. Atom içindeki nötron parçacıkları gibi. Duygu yönü sıfır olan kelimelerden söz ediyoruz.   Örneğin: Normal, sıradan, şey, iş, önce, sonra, gün, akşam vs. Bu tür kelimelerde hiçbir olumlu veya olumsuz çağrışım yoktur. İyi değildirler, kötü de değildirler.   Zayıflatıcı kelimeler: Bu kelimelere dilin doğasında olumsuz anlamlar, olumsuz duygular yüklüdür. Zayıflatıcı kelimelerle çirkinlikleri, kötülükleri tanımlarız. Bu kelimeleri her kullandığınızda enerji yükünüz azalır. Kelimeler tekrar edildikçe olumsuzluk yükü artar, kocaman bir duygu çöplüğü oluşur.   Şu kelimelere bakın: Alçak, şerefsiz, adi, başarısız, çirkin, tiksindirici, pahalı, korkunç, zor, acı, öldürücü, kanlı, katil, tembel, eski vs.   Zayıflatıcı kelimeler onları dinleyenlerin zihinlerinde coşkuyu azaltan görüntüler oluştururlar. Bu kelimeleri kullandıkça psikolojik gücümüz azalır. Yüzlerce defa "şerefsiz" diyen insan, şerefsizleri aşağılasa da bir gün aşağıladığı şerefsizlerin arasında bulur kendisini. Lanet edenler çoğu zaman aslında kendilerine lanet ettiklerinin farkında değildirler.   Bediuzzaman -günümüz diliyle- "Çirkinlikleri detaylı anlatmak temiz zihinleri bozar" der. K&... Devamı