12 03 2011

Eğer hasta olmak istemiyorsan…

* Duygularını anlat. * Saklanan veya baskılanan heyecan ve duygular; gastrit, ülser, bel fıtığı, bel ağrıları gibi hastalıklara yol açar. * Zamanla, duyguların bastırılması kansere dönüşür. Öyleyse, sırlarımızı, hatalarımızı birileriyle paylaşmalıyız! * Diyalog, konuşma, kelime çok güçlü birer ilaç ve mükemmel birer terapidir! * Karar Vermelisin.. * Kararsız kişi güvensiz, endişe ve ıstırap içinde olur. Kararsızlık, sorunları, endişeleri ve çatışmaları çoğaltır. * İnsanlık tarihi kararlardan oluşur. * Karar vermek, diğerlerinin kazanması için vazgeçmeyi ve avantajları kaybetmeyi kesinlikle bilmektir. * Kararsız kişiler mide rahatsızlığı, sinir hastalıkları ve cilt sorunlarının kurbanıdırlar. * Olduğundan Farklı Yaşama. * Gerçeği saklayan, rol yapan, her zaman mutlu olduğu görüntüsü veren, mükemmel görünmek isteyen kişi tonlarca ağırlığı biriktirmektedir. Ayağı kilden olan bronz bir heykeldir. * Aldatıcı görünerek yaşamak kadar sağlık için kötü bir şey yoktur.Kaderleri ilaç, hastane ve acıdır. * Kabullen. * Reddedicilik ve kendine saygı eksikliği, kendimizi kendimize yabancılaştırır. * Kendimizle barışık olmak sağlıklı yaşamın anahtarıdır. Bunu kabul etmeyenler kıskanç, taklitçi, aşırı rekabetçi ve yıkıcı olurlar. * Eleştirileri kabullen. Bu bilgelik, akıllılık ve terapidir. * Çözümler Bul. * Olumsuz kişiler çözüm bulamazlar ve sorunları büyütürler. Üzülmeyi, dedikoduyu ve kötümserliği tercih ederler. * Karanlığı kovmak için kibrit yakmalı. Arı ufacıktır fakat var olan en tatlı şeylerden birisini üretir. * Biz ne düşünüyorsak oyuz. * Olumsuz düşünce, hastalığa dönüşen negatif enerji &uum... Devamı

10 03 2011

KADIN DİLİ-BÜKÇE-

Oğlum bir hafta sonra evleniyor. Sorumluluk sahibi bir baba olarak ona öğüt vermem gerekiyor. Fakat bunu evde yapamam çünkü annesi ağız tadıyla öğüt vermeme izin vermez, sözü ağzımdan kapıp kendi devam eder. İş yerimden oğluma telefon açtım, “Akşam yemeğini dışarıda birlikte yiyelim.” dedim. Oğlum haftaya düğünün var, bir baba olarak seninle bazı konularda konuşmam gerekiyor. -Kaç dil biliyorsun oğlum sen? -İngilizce, Fransızca, bir de Türkçe’yle üç dil oluyor. -Bugün ben sana dördüncü dili öğreteceğim. Dilin adı Bükçe. Kadınlar tarafından kullanılır. Sen buna “kadın dili” de diyebilirsin. Güldü. Güldüğü zaman benim yanağımdaki gibi küçük bir gamzesi var, o ortaya cıkıyor. -Kadınların ayrı bir dili mi var? -Tabii ki. Eğer kadın dilini bilirsen bir kadınla yaşamak dünyanın en büyük zevkidir, ama bu dili bilmezsen hayatın kararabilir. O yüzden bir kadınla mutlu olmak isteyen her erkek Bükçe’yi öğrenmeli. İyi de niye Bükçe? -Çünkü kadınlar konuşurken, genellikle söyleyecekleri sözü net söylemezler. Eğip bükerler; onun için dilin adını ;Bükçe” koydum. -“Bükçe zor bir dil mi baba?” diye sordu gülerek. -Bana bak, çok önemli bir konu ama eğleniyor gibisin, biraz ciddiye al. Bir kadınla mutlu olmak istiyorsan bu dili bilmen çok önemlidir. Çünkü kadınlar sözü bükerek bükçe konuşurlar sonra da senin sözün doğrusunu anlamanı beklerler. Felsefesini anlarsan kolay, anlamazsan zor. Mesela Çinli bir karın var, sen karına sürekli Fransızca "seni seviyorum” diyorsun ama karın hiç Fransızca a... Devamı

07 03 2011

Bir Anneden Pasta Tarifi

  Fırını yakın. Dolaptan bir kap, bir kaşık ile pastaya koyacağınız malzemeleri çıkarın. Pasta kalıbını yağladıktan sonra cevizleri kırın. Mutfak tezgahının üzerindeki yedi tane oyuncak otomobili ve onsekiz lego blokunu kaldırın. Iki fincan unu ölçün. Ali'nin ellerini unun içinden çıkarın ve üzerindeki unları temizleyin. Un,şeker ve kakaoyu eleyin. Süpürge ve faraşı alıp Ali'nin kırdığı kabın parçalarını yerden temizleyin. Başka bir kap alın. Kapının ziline yanıt verin. Mutfağa dönün. Ali'nin ellerini kabın içinden çıkarın. Ali'yi yıkayın. Yumurtaları alın. Telefona yanıt verin. Geri dönün. Yağlanmış kalıbı alın. Kalıbın içindeki bir santim kalınlığındaki tuz tabakasını temizleyin. Pasta kabına tuz döktükten sonra ortalıktan kaybolan Ali'yi arayın. Mutfağa geri dönün ve Ali'yi yine tezgahın başında bulun. Ellerini kabın içinden çıkarın, üzerindeki un, kakao vesaireyi temizleyin. Yağlanmış kalıbı tekrar alın ve içinde bir sürü ceviz kabuğu bulun. Kabın içindeki ceviz kabuklarının varlığını fark ettiğiniz an mutfaktan kaçarken pasta kabını tezgahtan yere düşüren Ali'nin peşine düşün. Yerleri temizleyin. Tezgahı temizleyin. Duvarları temizleyin. Kabı kacağı yıkayın. Pastacıya telefon edip, bir adet pasta sipariş edin. Fırını kapatın ve bekleyin... AFİYET OLSUN!!:)   alıntı ... Devamı

06 03 2011

MUTLU AŞK YOKTUR

Hiçbir şey verilmiş değildir insana. Ne gücü Ne güçsüzlüğü ne yüreği kollarını açtığına İnandığında bir haçtan farklı değildir gölgesi Kavradığını sandığından ezer bırakır mutluluğu Garip acılı bir ayrılıktır yaşamı Mutlu aşk yoktur. Yaşamı silahsız erler gibidir Başka bir kader için giydirilmiş Günle uyanmak neye yarar ki onlara Onlar ki akşam bezgin kararsız kalırlar Söyle bunları hayatım Ve tut gözyaşlarını Mutlu aşk yoktur. Güzelim biricik aşkım yaram benim Yaralı bir kuş gibi taşırım seni Bilmeden bakıp geçenler Tekrarlar ardımdan ördüğüm sözcükleri Ve ölüverirler uğruna iri gözlerinin Mutlu aşk yoktur. Yaşamyı öğrenmenin vakti geçti artık Birleşen yüreklerimiz ağlasın gecede En küçük şarkı için nice mutluluk gerek Nice pişmanlık bir titreyişi ödemeye Bir gitar ezgisine nice hıçkırık Mutlu aşk yoktur. LOUIS ARAGON Devamı

06 03 2011

Veni, Vidi, Vixi

Değilmi ki o derin acılarımla şimdi Buna destek olacak tek bir kolda yoksunum Ve çocuklara bile zorlukla gülüyorum Ve açmıyor içimi çiçekler renkleriyle Anlamalıyım artık: yaşadın yeterince! Değilmi ki ilkbahar kuşatınca her yanı Doğayı şenlik yerine çevirdiğinde tanrı Bu görkemli sevdaya aşksız bakıyorum Değilmi ki gün-gece ışıktan kaçıyorum Duyarak o en gizli kederi herşeydeki Değilmi ki ruhumda umudum yenik düştü Değilmi ki bu güller, kokular mevsiminde Sevgili kızım benim, içimde, ta derinde Yalnız senin yattığın karanlığa özlem var Mademki öldü kalbim, yaşadım yeterince! Yeryüzünde yükümü tek bir gün reddetmedim Arığım işte orda, burda başak demektim Yumuşadım gitgide, yaşama gülümsedim Ve yaşamın o büyük, dipsiz gizi dışında Dimdik durdum ayakta, kimseye eğilmedim En iyisiyle yaptım yapabildiklerimi Ne çok uykusuz kaldım, ne çok hizmet götürdüm! Sonra acılarıma güldüklerini gördüm Nefretlerine hedef seçildikçe üzüldüm Anarak çalışıp çektiklerimi Tek kuşun uçmadığı şu dünya sürgününde Öyle bezgin, ışıksız, ellerimin üstünde Diğer tüm kölelerin alayları içinde Taşıdım ağlamadan al kanlara bulanıp Koparılmaz zincirden payıma ne düştüyse Şimdi bakışlarımın ancak yarısı bende Ötesi darmadağın acılı gömütlerde Dönüpde baktığım yok çağıran olsa bile Sersemlik ve sıkıntı yüklü bir uykusuzum Hiç gözünü kırpmadan kalkmış şafaktan önce Miskin karanlığımın orta yerinde şimdi Yanıt vermeye bile gönül indirmiyorum Canımı sıkıp duran o en günücü ağza Ulu Tanrım g... Devamı

06 03 2011

Verimli Ders Çalışma: Motivasyon

    En kısa tanımı ile motivasyon, bir amacı gerçekleştirmek için belli miktarda çabayı harcamaya istekli olmak demektir. Daha geniş tanımı ile motivasyon, organizmayı davranışa iten, bu davranışların düzenlilik ve sürekliliğini belirleyen, davranışa yön ve amaç veren çeşitli iç ve dış etkenler ile bunların işleyişini sağlayan mekanizmalar olarak tanımlanabilir. Bu tanımımda yer alan üç temel kavram; gereksinim, davranış ve amaca yönelmedir. Motivasyonu, içsel ve dışsal olarak ikiye ayırmak mümkündür: İÇSEL MOTİVASYON: Öğreneceğiniz şeyi neden öğrenmek istediğinizin üç sebebini bir kağıda yazın. Bu 3 sebep, sizin içinizden gelen, sizin ihtiyaçlarınız ve zevklerinizle ilgili olmalı. İÇSEL NEDENLERİM: 1.    ..................................................... 2.    ..................................................... 3.    ..................................................... Bu kağıdı keserek, odanızın duvarına ya da sürekli görebileceğiniz bir yere asın. Bir şeyi kendiniz istediğiniz için öğrenirseniz; daha çok çalışır, daha tutarlı olur, daha iyi öğrenir ve başarmak için farklı yollar denersiniz. İçsel motivasyon, sizin motivasyonunuzdur, sizin değerlerinizi, sizin hedeflerinizi, sizin isteklerinizi içerir. Sizi asıl harekete geçirecek olan da budur. DIŞSAL MOTİVASYON: Buraya da, öğreneceğiniz şeyi öğrenmenizi isteyen birinin, size söyleyebileceği nedenleri yazın. DIŞSAL NEDENLERİM:   1.    ....................................................... 2.    ....................................................... ... Devamı

25 02 2011

BAŞIM EĞİK DİLİM KAPALI GÖZLER

    Asrımızın zarif düşünceli gençlerinden biri Kederli elini Temiz alnına koyarken fikretmek için Çocukların susması Kuşların ve kedilerin uzaklaşması Haritaları üzerine bezlerin atılması Lambaların kısılması Kadınların bir vakit konuşmadan Yaşaması gerekebilir Ve açılabilir görüntümüz Sahnemiz perdemiz: Hergün bir miktar kros boksit asit Ve arenamız Dokuzyüz milyon müslüman rüyalarını hatırlamadan uyanabilir Baş efendimiz Görüntümüz Sahnemiz Perdemiz Eğer dualanmasaydı sesimiz Eğer yaradandan o güzel ağız Açık ve seçik Dilemesiydi demeseydi 'ALLAH Sesinizi Mağrıptan Maşrıka Kadar Duyursun' Düşünmezdim üzerinde Binmezdim deli deli koşan küheylan Bildim Sensin Sen Sen Diri Diri Diri Şahım Diri Şahım Diri Diri Dirilt Alemi Alemi Alemi Alemi Çünkü dokuzyüz milyon müslüman rüyalarını hatırlamadan uyanmıştır Bunların üzerine ezan Ucu sancılar vuran Bir kırbaç olmalıydı Her duyan Bağrını açmalıydı akan kanı da sevdayı da yorumlamaya almalıydı Hayır dokuzyüz Milyon müslüman Tarihin hülyalarından vazgeçmiş olabilir AMA BEN Elim dizlerime Vur Kalk Müslümanlar uyanın Eller Dizlere Vur Kalk Yumruklar dizlere vur vur AMA BEN Ama ben Ama ben Ama ben Korku gerek tenlere etim kalbur Deşer bakışın kıyar da kıyar Korku gerek reca gerek Yanlış anlaşılmış olabilir Sesini duyuyorum kendimin/kelimeler kendinden emin değil Yanlış anlaşılmış da olabilir Aklım başımda mı! Değil Ve sesimi duyuyorum Kaburgalarımın gelip artık kavuşamadıkları iniltiden Kulun korktuk şerrinden Ağzımız yerlerde kaldı gerçek dilimizden akmadı Kuldan korkarken gel zaman git ... Devamı

05 02 2011

YAHU HANIM NEDEN GELMEDİN ?

    Nine ile dede bir gün eski günleri yαd ediyorlarmış. Nine, Hadi yine eski günlerde olduğu gibi sinemαnın önünde buluşup,felekten bir gün çαlαlım. Demiş. Dede de tαmαm hanım demiş,ve ertesi gün olmuş. Dede önceden sinemanın önüne gitmiş ve beklemeye başlamış,ama nine gelmemiş.. Dede beklemekten sıkılıp sinirli bir şekilde eve gitmiş,bαkmış ki hαnım evde oturmuş αğlıyor. Ya hαnım seni o kαdαr bekledim niye gelmedin.. Demiş. Nine ise hıçkıra hıçkıra cevαp vermiş : Annem izin vermedi ... Devamı

01 02 2011

İçindeki 5 Düşmanla Yüzleş!

Cesaretle doğmayız ama korkuyla da doğmayız. Bazı korkularımız kendi tecrübe­lerimizden, birinin bize söylediklerinden ya da medyada duyduklarımızdan kaynaklanabilir. Sabah 2'de kötü bir muhitte yalnız yürümek gibi korkulara hak verilmeli. Ama bir kere bu durumdan kaçınmayı öğrendiğinizde söz konusu korkuyla yaşamak zorunda kalmazsınız. En te­mel olanları da dâhil korkular tutkularımızı tamamen yok edebilir. Korku servetleri, ilişkileri yok edebilir; kont­rol edilemezse hayatlarımızı yok ede­bilir. Korku içimizde pusuya yatmış pekçok düşmandan biridir. İçimizde karşılaştığımız ve acilen yüzleşmemiz gereken diğer 5 düşmanı da tanıyalım: 1- Kayıtsızlık: O sizi yok etmeden sizin onu yok etmeniz gereken ilk düşman... Ne kadar acı bir hastalık! "Aaa, bırak gitsin! Ben kendi başımın çaresine bakarım!" Burada şu problem var: Zirveye tek başına çıkamazsın! 2- Kararsızlık: Fırsat ve girişim hırsızı... Daha iyi gelecek için elinizdeki bütün imkânları çalar. Bu düş­mana kılıç çek ve oku yaydan çıkar! 3- Şüphe: Elbette sağlıklı şüpheciliğe izin var, herşeye inanamazsın ama şüphenin kontrolü ele geçirmesine de izin veremezsin. Pekçok kişi geçmiş ve gelecekten, birbirinden, hükümetten, imkân ve fırsatlardan şüphe eder. En kötüsü de kendinden şüphe eder. Şu kesin: Şüphe hayatınızı ve başarı ihtimalinizi yok eder. Hem cebinizi hem de kalbinizi boşaltır. Şüphe düşmandır. Peşinden gidin, ondan kurtulun. 4- Endişe: Hepimiz bir miktar endişe duymalıyız. Yeter ki, endişenin se­ni fethetmesine izin verme. Bunun yerine uyarmasına izin ver. Endişe faydalı olabilir. Şehrin göbeğinde kaldırımdan inmişsen, bir taksi sana doğru geliyorsa endişelen... Devamı

31 01 2011

Öylesine yuttum ki sesli harflerimi…

    Öylesine yuttum ki sesli harflerimi… Korkar oldum noktalar koymanın ardından yeni cümleler kurmaya... Artık yokmuşsun, artık yokmuşum, artık yokmuşuz... Gün batımları yokmuş oturduğumuz odanın sarı duvarlarına yansıyan... Ellerin yokmuş en beklenmedik anda ellerimle kavuşan... Aşklar yokmuş artık, bir zamanlar var olduğuna inanılan... Öylesine yuttum ki sesli harflerimi… İçimde kırılan bir ayna kaldı sadece... Geceler yokmuş artık, gündüzler de… Saatlerin kadranları kırılmış, küsmüş zamana... Kala kala bir rüya kalmış geceleri buluştuğum... Bir zamanlar bir romantiğin sarhoş eden gitar sesini dinlediğimiz yer de silinmiş gitmiş haritalardan... Ne çok şey kalmamış, ne çok hiçbir şey var olmuş yaşanıp bitmişlerden… Öylesine yuttum ki sesli harflerimi… En çok da isminin içinde geçenleri... Bir pusula ömründe ilk kez yanlış yönü göstermiş... Gururuyla intiharı seçmiş, düşüp kırılmış yanlış yönü gösterdi diye... Güney de yokmuş artık, kuzey de… Sabahları yaşadığımız doğu silinip gitmiş, batıysa hiç olmamış ki daha önceden zaten… Öylesine yuttum ki sesli harflerimi… Kala kala sadece ve sadece o kelimeler arasına yerleştirilen birkaç küçük nokta kalmış... Sadece üç nokta… Apostroflar yokmuş artık, virgüller de çoktan yitip gitmiş geldikleri masallar alemine... Ne bir ünleme rastlayabilirmişiz artık bu ucunu göremediğimiz sokağın ortasında, ne de kendini sorgulayıp duran tek bir soru işaretine… Öylesine yuttum ki sesli harflerimi… Yok olmuş dakikalar, saatler, saniyeler... Ve sen biraz da... Sahi biz hiç var olduk mu dersin? Belki olduk, belki olmadık... Aslında ne kadar yanıldık, ne kadar aldandık... Biz ... Devamı