20 09 2010

Bir Karı-Kocanın aynı gün günlüğe yazdıkları

  KADININ GÜNLÜĞÜNE YAZDIKLARI Bugün üç yıl bitti. Onun karşısına gelinlikle çıktığım günkü kadar mutluyum. Tanrım, onu ne kadar seviyorum. ... Mükemmel bir erkek,cazibeli, yakışıklı, anlayışlı,sevecen, her şey var. Bugün Cumartesi,bıraktım arkadaşlarıyla eğlensin. En sevdiği yemek olan pastırmalı Kurufasulye ile pilav yapıyorum. Pişti, demleniyor. Banyo yaptım, en sevdiği kıyafeti giydim. Yemekten sonra, şöminenin karşısına bir şişe kırmızı şarapla uzanacağız... Eve geldi sonunda. Beni öpüşü biraz soğuktu, aklı başka yerde sanki. Aman Tanrım, yoksa? Tüm cilvelerime rağmen, bana yanaşmadı. Arkadaşlarıyla ne yaptığını sordum, ağzında birşeyler geveledi. Yemekte biraz keyfi yerine gelir gibi oldu, ama hala dalgın, hala uzak, hala kabuğuna çekilmiş. Herhalde ÖTEKİNİ düşünüyor. Benden genç mi acaba? İşyerindeki sarışın pazarlama temsilcisi olmasın? Şöminenin karşısında şarabımızı yudumlarken, artık dayanamadım 'neyin var?' diye sordum. Gülümsedi, zoraki bir gülümseme, acı dolu, uzaklık dolu.. 'Yok birşeyim' diye geçiştirdi. O gürül gürül yanan aşkın bu kadar çabuk biteceğine inanamıyorum, daha dün bana ebediyete kadar benimle olmak istediğini söylüyordu. Bugün aramızda iletişim kopukluğu başladı bile. Belki de kilo alıyorum. Çok mu vır vır yapıyorum? Elini tuttum. Elimi okşadı,ama eller hissiz, parmak uçları soğuk... Stepe başlasam? Çocuk istesem? Yalan, yalan, yalan. Kendimi kandırmaktan başka bir şey değil bunlar. Bitti...Bittti...Bitti. Tanrım, ölmek istiyorum. Kendimi son kez onun kollarına attım. Ağlaya ağlaya uykuya dalmışım. Kocanın Günlüğüne yazdıkları : Öff be, GALATASARAY yine ye... Devamı

19 09 2010

ÇOK ÖZEL BİR HİKAYE...

  Kendini bildi bileli mor menekşeyi çok severdi. Çocukluğunun geçtiği ikikatlı evin bahçesinde bahar geldiğinde mor mor açar, mis gibi kokarlardı..Annesi mor menekşeleri hep duvar kenarına dikerdi.. gölgeyi sever menekşelerderdi..Oysa ögretmeni bitkilerin güneş ışınları ile fotosentez yaptığını anlatmıştı onlara .Bitkiler güneş ışığına muhtaçtı.Mor menekşeler ne tuhaf bitkilerdi , her bitki güneşi severken,onlar nedengölgeyi tercih ediyorlar diye düşündü durdu Hande...Küçük, ufacık aklı ile aslında menekşelerin diğer çiçeklerden farklı olduğunu keşfetmişti, işte belki de menekşeler bu yüzden bu kadar güzeldi.Herkesden farklı olursan, bu hayatta değerli olursun yargısına varmıştı.Daha o yıllarda farklı olmak için uğras vermeye başladı. ilk olarak, okulda kimsenin yanına oturmak istemediği Hacer'in yanına oturmak istiyorum ögretmenim diyerek başladı farklılıklarla süren hayatı. Hacer bile şaşırmış şaşkın şaşkın bakıyordu onun yüzüne. Hacer çok dağınık, biraz anlama zorlukları olan problemli bir ailenin kızı idi. Hande ise mühendis Kamil Beyin biricik kızı. Ögretmen pek oturtmak istemedi önce Hacer'in yanına Hande' yi. Daha sonra bir tatsızlık çıkmasın diye öğretmen Hande'nin annesini çağırdı. Annesi eve geldiklerinde Hande'ye sordu : - Neden yavrum Hacer in yanına oturmak istiyorsun? Hande cevap verdi : - Geçen baharda menekşeler ekiyorduk hani anne, o gün sen bana menekşeler güneşi sevmez demiştin, oysa her bitki güneşi sever. Menekseler farklı, belki de bu yüzden bu kadar güzeller. Hacer'in yanına kimse oturmak istemiyor. Ben farklı olmak istiyorum. Belki Hacer de güzeldir, onu fark etmek istiyorum, dedi. Annesinin ağzı açık kalmıştı. İlkokul 4.sınıf ö... Devamı

19 09 2010

SİZ HANGİSİSİNİZ?

  Bir baba ile kızı dertlesiyorlarmis. Kızı hayatinda çok sIkInti yasadigini ve bunlarla nasil bas edecegini bilemedigini söylemis babasina. Hatta sorunlar ardi arkasina devam ediyormus hayatinda. Babasi kizini dinlemis, dinlemis ve “gel, sana bir sey gösterecegim!” diye kizini mutfaga götürmüs Ocağa 3 tane eşit büyüklükte kap koymus, 3′üne de esit su doldurmus ve 3′ünün de altini ayni miktarda yakmis.İlk kaba bir havuç, digerine bir adet yumurta, digerine ise de bir avuç çekilmemis kahve çekirdegi koymus. Ve her üçünü de tam 20 dakika pişirmiş. Daha sonra ateşi kesmiş. ilk önce haslanmis havucu bir tabaga almis. Sonra artik epey pismis olan yumurtayi alip bir tabaga koymus. En sonunda da artik suya iyice sinmis ve tam kivaminda kahve görüntüsü olan kahve’yi de bardaga boşaltmiş. Kizina su soruyu sormus: “Kizim ne görüyorsun?” Kizi demis ki:”Ne görüyorum.. Haslanmiş yumusak bir havuç (Bunu yaparken çatali havuca batirmis), artık pismekten içi katilasmis bir yumurta (yumurtayi eline almis,çatlatmis ve içini görmüs) ve bir bardak kahve. (Biraz içmis) “Hatta tadi oldukça iyi” “Baba, bunu niçin bana gösteriyorsun?” diye sormus. “Bak demis, hepsi ayni tür kapta, ayni sicaklikta, ayni süreyle pisti. Fakat hepsi bu etkiye farkli tepki verdiler. Havuç ilk basta sertti, güçlü idi. Ama kaynatilinca yumusadi hatta güçsüzlesti. Yumurta çok kirilgandi, hafifçe dokunsan çatlayabilirdi, ama kaynatilinca içi sertlesti, hatta katilasti. Bir avuç çekilmemiş kahve ise yine sertti, hepsi birbirine benziyordu, ama isitilinca ne oldu, bu kahve çekirdekle... Devamı

16 09 2010

SEN

  Göç yolunu yitirmiş kuşlar gibi aynı solgun resme bakıyoruz, kirlenmiş nazarlarımızla. Ve sen ayrılık ipini boynuma geçirdiğinden beri; eksilmiyor saatleri kocaman oldu geceler. Ey gönlümün sağır sultanı, hiçlere karışmadan gel. Sevdamı yele fısıldamadan gel. Gel ki gönlümün gözü açılsın. Gel ki perdesini kapadığım dünyam aydınlığa bulaşsın. Yüreğimi cam kırıklarıyla süslediğinden beri, yüzümdeki çizgilerin derinliğinin artığını farkettim. Kırılganlığım, bakışlarımdaki çaresizliği yine tokat gibi çarptı gönlüme. Sessizliğe yanlızlığıma gömülüyorum. ACI !…. “Her sözünün tanımı olmalıydı.” Kuş uykusuna yatmış biçaresiz sevdam daha niye acılara gark olup uykusunu bölmek istemeyecekti. Hangi yollarla ayaklarımı buluşturduysam,adımlarım hep ıslak. Hangi bakışı yüreğimden bir ses kabul ettiysem, hep yarım kalıyorum. Zamansızlıkla harmanladığım yüreğim bir nokta arasa kendini kilitleyecek; çığın ezip geçtiği bir patika olur umutlarım. Avuçlarımda okşama hazzı hissetsem, dokunduğum saçların hep günleri sayılı. Hangi sevdiğimin ismini cam buğusuna yazdıysam  hep yitirişim yetişti. Hangi yaşlının elini öpüp helallik istediysem, hasret bağları çoktan kördüğüm olmuştu bile. Günün her hangi bir saatinde, duyduğum merhaba’yı canımdan bir parça bildiysem; değil bir fidan dikmek, sürgünler dahi hayata küsüverdi. Yalnız kalışımın ilk demlerinde içsel konuşmalarımın düşsel tanığı oldum. Gençlik rüzgarlarında bende olup savrulmaktı yaşlı hayal bulutumun emeli. İltimaz bahçesinde, iltimas göremeyenlerdik. Ben ki seni sevdiğimi bir tek senden gizledim. Yağmur yağardı. İçimdeydi aşkın. Ge&cce... Devamı

16 09 2010

BOŞLUKLARDA YANKI GİBİ

Senin çizdiğin yol çizgisi benim yolumdan geçmezdi. Yolu ayrılığa uzatan kalbin yansıması dudaklarından dökülen kelimelerdi. Yalnızlığıma sürüklemiştin beni, yedi yabancı yıllara sürüklenmiştim…. Yitmek aynı odanın sonsuzluğunda… Kılıçtan keskin sözlerinle kırdın geçirdin ne varsa sana dair içimde. Şimdi yıkıntılarımda berheva olmuş gençliğimi arıyorum Böylesine düşman eden bizi neydi? Benim sana olan aşkım mı? Senin bana olan nefretin mi? Hiçbiri mi? Şimdi boşluklarda yankı gibi… Yokluğunla terbiye edilen mi yoksa umarsızlığın mı beni parçalayan… Kör kuyuya atılan taşın ağırlığınca vuslat arzusumuydu beni perişan eden. Acıtan içimi görünmez mi simalarına düşman olanda yıkmayı gurur sanan, yapmayı ayıplayan benliğinden kurtulmayı ne çok isterdim.. Titreyen yüreğimin kuş cıvıltılarıyla karışmış iç sesimi duyamıyorum artık bitiş… Bitişimi resmeden yüzündeki hüzün Yoktum Yoktun biz artık gücenmenin evrelerinde birer iz olarak kalmaya meyletmiş nice benliğinde izleri silinmişliklerdik. Bir gün daha bitti…. Bitişim ,bitmişliğinle gidişim gitmenin silsilelerinde İzimi kaybettirmenin hafifliğiyle yok olmak ne çok isterdim. Yokluğunun kıyılarını parçalarcasına savruldum adandan, öyleki yasını yaşayamadım bile akılsızlığıma tüm yanmalarım. Tüm yıkıntıma rağmen alışamamak. Gitmenin hazzını ben ve ben biliyorum. Bu yokluk nereye kadar Bu harabelik can yakıyor. bu biçarelik,bu kimsesiz bu başıboşluk ne yok olmak isteyenin yüzüne bakmayan acımasızlığın Bilemezsin Bilinmez Bilmek istemezsin Aklımla kalbimin arasındaki gel git denizinin dibine vurmaktayım Gitlerinin canımı yakmasına izin veriyorum. Olmay... Devamı

16 09 2010

HASRETLİĞİM

Gözlerdi sözlerin dansıyla büyülenen, ölümü hep arındırıcı olarak düşlerdik. Yansımaydı günlerin,güne bakan ikizi. Yalnızlardık yalnızlıklarını paylaşmayı bilmeyen. Avuç içi kadar hayatımızda varlığımızdan rahatsız olduğumuz  nice huylarımız vardı. Sakinin şerbetine hasret kaldığımız… Bırakıp gitmekti, bırakıp geçen günün üzerimize iğnelediği izlerden kurtulmaktı. Niceliği arıyordum. Yalanlarıyla hoş görünen dilberin; gece karası saçlarında. AVUNMAK, AĞLAMAK, SIZLAMAK, İNCİNMEK  HEPSİ VARDI ve yolun sonuna işaretti. Aynı rüzgar savurmuştu beni, aynı kavruk yapraktım. Yakamozlarına hasret günbegün eriyen Yılan kavi yollardı, heba olan gençliğimin dizginleri elimden yitip giden . Sevdalardı, kavak yelleri gibi esen başımda. Cidarımızda soluk bir resim. Gülümüşüzün eprimişliğinin ağırlığıyla iki büklüm . Soluk bir benlik nefhası. Yakası açılmadık bir güzelliğinin ben bendesi. Yarınları beşikte büyümeyi bekleyen. Köhne bir kaygı, silik bir hüzün, derin bir soluk alışı gençliğim . Kardeş kuşağı gibi o saf günlerdi. O heyecandı kalp kapımızı sonuna dek açmamızı sağlayan. O vurdumduymaz, sitemkar birbaşınalığındı. Ve beni yalnızlığına ilikleyen HASRETLİĞİMDİN EMİNE GÖL YILMAZ ... Devamı

08 03 2010

DÜNYA KADINLAR GÜNÜMÜZ KUTLU OLSUN

    Kadının hası yumuşak başlı olmaz, ama ağırbaşlı ve sıcak olur. Ağırbaşlılıktan kastım, sıkıcılık değil elbet. Şımarıklığın da hakkını verir. Ağırbaşlı tebessümleri olur bir de. Kadın yüzü dediğin mahkeme duvarına benzemeyecek. Bu tebessümler sevgidir. Yumuşacık bir sevgi olur kadın yüreğinde.... Kim olursa olsun, ne yaşamış olursa olsun. Erkeğini dizine yatırıp saçlarını okşamayı bilir gerçek bir kadın. Kadının hası nerede, nasıl davranacağını bilir… İnsanların içinde kapris yapmaz, hır çıkarmaz; ama gerçek bir Osmanlı kadını gibi,adabıyla, raconuyla istediğini alır. Dırdır etmez. Çok konuşup, baskı yapıp erkeği bezdirmez. Yüz göz olmaz kadının hası. Bazen öyle bir bakar ki, hele bir de bazen öyle bir susar ki, bin tümceye bedeldir bu bakmalarla susmalar. Bu kadın üzülmeyi de bilir, ağlamayı da,kızmayı da. Ama üzmemek lazım, ayrıca kızdırmaya da gelmez. Gerçek bir kadın ezik durmaz. Kambur yürümez, dimdik durur. Kendine saygısı, güveni vardır. Erkeğine can yoldaşı olur,destek olur, onu dinlemeyi bilir. Bazen utangaç olur, bazen ürkek. Soğuktan ya da yalnızlıktan korkabilir kadın. Aptal olmaz gerçek bir kadın. Bön bön bakmaz adamların suratına. Hülyalı bakışları da olsa, zihni uyanık olur. Hüznü, gökten deli deli yağan yağmur gibi olur, saçlarından akar. Neşesi ise öyle renkli, öyle dağınık; saçları savrulur. Kahkahaları vardır bu kadının, çın çın eder odaların duvarlarında. Sesi güzel olur kadının, biraz buğulu... Arada bir pencereye yaslar başını,sokağa dalıp gider, bir şarkı söyler. Olgunluğuyla şaşırtır erkeği. Bazen de öyle çocuk olur, öyle sağlam saçmalar ki, yine, yine şaşırtır onu.Sıkmaz kadın, bunaltmaz, yaşa ... Devamı

03 03 2010

DOSTLUK BİLDİRİMİ

    ÇOK SEVDİĞİM ARKADAŞIM    PİNKDAİSY   SAYFASINDA BİR DOSTLUK BİLDİRİMİ YAYINLAMIŞ.ÖNCELİKLE ÇOK AMA ÇOK TEŞEKKÜR EDİYORUM Dostluk Bildirimin Kuralları; * Dostluğumuzu ilan etmek için bir yazı yaz ve on arkadaş seç. * Onların bloglarını ziyaretet ve bilgi ver. * Her bir kişi on kişi seçmelidir. *Ödül yok, mühür yok. *Sadece sevgimizin samimi bildirimi var. Ben de bu bildirimi kural gereği;         BENDE NETTEN ALINTI YAPARAK BU DEĞERLİ HEDİYESİNE CEVAP VERMEK İSTEDİĞİM İYİKİ ARKADAŞLIĞIMIZ BAŞLAMIŞ İYİKİ VARSIN PİNKDAİSY ÇOK TEŞEKKÜR EDERİM   GERÇEK DOSTLAR BULMAK ZOR BU SANAL DÜNYADA O YÜZDEN BEN SADECE ALMAK İSTEYENLERE HEDİYE EDİYORUM..SEVGİYLE KALIN DOSTLAR IRMAK GiBiDiR KiMiNiN SUYU AZ, KiMiNiN ÇOK KiMiNDE ELLERiNiZ ISLANIR YALNIZCA KiMiNDE RUHUNUZ YIKANIR BOYDAN BOYA INSANLAR VARDIR; ÜSTÜ NiLÜFERLERLE KAPLI, BULANIK BiR GÖL GiBi... NE KADAR UGRASSANIZ GÖRÜNMEZ DiBi. UZAKTAN GÖRÜNÜSÜ ÇEKiCi, ALDATICI IÇiNE DALDIGINIZDA NE KADAR YANILTICI.... NE ZAMAN NE GELECEGiNi BiLEMEZSiNiZ; SOKULMAKTAN KORKARSINIZ, GÜVENEMEZSiNiZ! INSANLAR VARDIR; DERiN BIR OKYANUS... ILK ANDA ÜRKÜTÜR, KORKUTUR SiZi. DERiNLIKLERiNDE SAKLIDIR GiZi, DALDIKÇA ANLARSINIZ, DALDIKÇA TANIRSINIZ; YANINDA KENDiNiZi iÇi BOS SANIRSINIZ. INSANLAR VARDIR, COSKUN BiR AKARSU... YAKLASMAYA GELMEZ, ALIR SURUKLER. TUTUNACAK YER GOSTERMEZ BEYAZ KOPUKLER! NE ZAMAN NEREDE BIRAKACAGI BELLi ... Devamı

15 02 2010

MUTLU AŞK YOKTUR

MUTLU AŞK YOKTUR |  görsel 1

İnsan her şeyi elinde tutamaz hiç bir zaman  Ne gücünü ne güçsüzlüğünü ne de yüreğini  Ve açtım derken kollarını bir haç olur gölgesi  Ve sarıldım derken mutluluğuna parçalar o şeyi  Hayatı garip ve acı dolu bir ayrılıktır her an  Mutlu aşk yoktur  Hayatı Bu silahsız askerlere benzer  Bir başka kader için giyinip kuşanan  Ne yarar var onlara sabah erken kalkmaktan  Onlar ki akşamları aylak kararsız insan  Söyle bunları Hayatım Ve bunca gözyaşı yeter  Mutlu aşk yoktur  Güzel aşkım tatlı aşkım kanayan yaram benim  İçimde taşırım seni yaralı bir kuş gibi  Ve onlar bilmeden izler geçiyorken bizleri  Ardımdan tekrarlayıp ördüğüm sözcükleri  Ve hemen can verdiler iri gözlerin için  Mutlu aşk yoktur  Vakit çok geç artık hayatı öğrenmeye  Yüreklerimiz birlikte ağlasın sabaha dek  En küçük şarkı için nice mutsuzluk gerek  Bir ürperişi nice pişmanlıkla ödemek  Nice hıçkırık gerek bir gitar ezgisine  Mutlu aşk yoktur  Bir tek aşk yoktur acıya garketmesin  Bir tek aşk yoktur kalpte açmasın yara  Bir tek aşk yoktur iz bırakmasın insanda  Ve senden daha fazla değil vatan aşkı da  Bir tek aşk yok yaşayan gözyaşı dökmeksizin  Mutlu aşk yoktur ama  Böyledir ikimizin aşkı da  Louis Aragon ... Devamı