07 05 2011

Pedagog Adem Güneş

      BU KİTAPTAN BU GÜN 10 ADET ALDIM.  OKULUN KÜTÜPHANESİNDE DİĞER VELİLERLE ÇOCUKLARIMIZLA OKUYACAĞIZ SİZLEREDE TAVSİYE EDİLİR  HARİKA BİR KİTAP  Pedagog Adem Güneş NESİL YAYINLARI  Ne zaman ki biz, bizi kaybettik, çocuklarımızı da kaybettik…  Bizim zamanımızda çocuk suçları olarak okul koridorlarında koşmak, istiklal marşı okunurken düzgün durmamak, el kaldırmadan öğretmenle konuşmak geliyordu.  Ya da bayramda, bayram namazına geç kalmak, şeker toplarken birkaç şekere birden el uzatmak, arabaların arkasından koşmak, çocuk suçları olarak konuşuluyordu.  Ne oldu bize ki artık çocuk suçları olarak annesini kesmek, babasını silahla tehdit etmek, sokakta araba yakmak, öğretmenini köşe başında şişlemek, güvenlik kamerasına el sallayarak hırsızlık yapmak kayıtlara geçer oldu?  O çocuklar mı başkaydı, bu çocuklar mı başka?  O anne babalar mı başkaydı, bu anne babalar mı başka? O günkü terbiye metotları mı başkaydı, bugünkü terbiye metotları mı başka? Biz nerede hata yapıyoruz?  Yapıyoruz ki yanı başımızda büyüyen o masum yüzlü sevimli çocuklar, bir süre sonra dünyamızı zehir edecek hale geliyorlar.  İşte bu kitapta, bu soruların cevaplarını bulabilmek için bir mum yakılıyor.  Çocuk terbiyesinde doğru zannedilen yanlışlarla yüzleşiliyor. Belki de herkes kendisi ile yüzleşiyor…  Çünkü kendimizi kaybettiğimiz yerde, çocuklarımızı da kaybettik, biliyoruz… ... Devamı

07 05 2011

Şems-i Tebrizi

      Dilersen hiç konuşma. Ben kelamlarmı çürüttüm yolunda. Çarpsada bir tokat gibi yüzüme, her harfi yoluna heceledim. Ve bilesin üstüne aşkı giydirdiğim, Söz verdim ben bu yüreğe, Hiçbir harfi sensiz bir cümleye kurban etmedim... ŞEMS-İ TEBRİZi Devamı

06 05 2011

ÇOCUKLARINIZIN HAYALLERİ ÇALINMASIN !

    Bu öykü, çiftlikten çiftliğe, yarıştan yarışa koşarak atları terbiye etmeye çalışan gezgin bir at terbiyecisinin genç oğluna kadar uzanır. Babasının işi nedeniyle çocuğun orta öğretimi kesintilere uğramıştı. Orta ikideyken, büyüdüğü zaman ne olmak ve yapmak istediği konusunda bir kompozisyon yazmasını istedi hocası. Çocuk bütün gece oturup günün birinde at çiftliğine sahip olmayı hedeflediğini anlatan 7 sayfalık bir kompozisyon yazdı . Hayalini en ince ayrıtılarıyla anlattı Hatta hayalindeki 200 dönümlük çiftliğin krokisini de çizdi. Binaların,ahırların ve koşu yollarının yerlerini gösterdi. Krokiye, 200 dönümlük arazinin üzerine oturacak 1000 metrekarelik evin ayrıntılı planını da ekledi. Ertesi gün hocasına sunduğu 7 sayfalık ödev, tam kalbinin sesiydi. iki gün sonra ödevi geri aldı. Kağıdın üzerinde kırmızı kalemle yaziımıs kocaman bir "0" ve "Dersten sonra beni gör" uyarısı vardı. "Neden "0" aldım?" diye merakla sordu hocasına, çocuk.. "Bu senin yaşında bir çocuk için gerçekçi olmayan bir hayal" dedi, hocası.. "Paran yok. Gezginci bir aileden geliyorsun. Kaynağınız yok. At çiftliği kurmak büyük para gerektirir.Önce araziyi satın alman lazım. Damızlık hayvanlar da alman gerekiyor. Bunu başarman imkansız" ve ekledi: "Eğer ödevini gerçekçi hedefler belirledikten sonra yeniden yazarsan, o zaman notunu yeniden gözden geçiririm." Çocuk evine döndü ve uzun uzun düşündü. Babasına danıştı. "Oğlum" dedi babası. "Bu konuda kararını kendin vermelisin. Bu senin hayatın için oldukça önemli bir seçim!." Çocuk bir hafta kadar... Devamı

04 05 2011

CİM-NUN-VAV

    "CİM"(ج ) koydum ben bu sevdanın adını ...  "ج"in içindeki nokta kalpte ki kurşun, gözüm de bebek sayılsın diye..!!!  Eskiden "nun" (ن) gibiydim gövdemi saksı, noktamı çiçek eylemiştim!!  oysa ki her şey bir ( و )"vav-ı kasem"de gizliymiş..  alıntı Devamı

04 05 2011

William Shakespeare

    Beni sev, ya da benden nefret et, ikisi de benim yararıma.  Seversen hep kalbinde olurum. Nefret edersen hep aklında.   William Shakespeare Devamı

04 05 2011

Hıdırellez

  5 Mayıs günü akşamı, gül dallarına paralar asılır.(Eskiden kese içine para dikilip gül dibine gömülürmüş.) ya da açık cüzdan bırakılır. Böylelikle bolluk ve berekete ulaşmak, varlıklı kişiler olmak düşlenir. Asılan paralar ya da cüzdanlar 6 Mayıs sabah erkenden geri toplanır. Evdeki her kişi için yedi fasulye ya da yedi nohut ekilir, gelebilecek kötülüklerin bunlara gelmesi dilenir. 5 Mayıs akşamı evlenme çağına gelmiş kızlara bulaşık yıkattırılmaz. 5 Mayıs günü (Nişanlılar arsında) oğlan evi, kız evine Hıdırellez Kurbanı, olarak süslenmiş bir koç gönderir. Bu kurban ertesi gün kesilerek birlikte yenir. Yemeğe çağırılanlar, çarşaf, havlu yemeni ve gönüllerinden kopan armağanlar getirirler. Getirilen armağanlar ipler üzerinde sergilenir. Hıdırellez günü, erkenden kalkılıp kapılar açılır. Genç kızlar için hazırlanan sandıklar açılır. Açılır ki eve bereket dolsun, genç kızımız da iyi bir evlilik yapsın. Hıdırellez günü, bazıları sabah gün doğarken kırlara, bağlara, bahçelere çıkıp buralarda Hızır'ın ayak izlerine basarak bolluğa ulaşmayı düşler. Hıdırellez günü, doğa ve insan sevgisi çok önemlidir çünkü Hızır ve İlyas, insanları, doğayı, iyiliği ve cömertliği seven, bereketin simgesi olan, kutsallıklarına inanılan dinsel varlıklardır. Hıdırellez günü, hiçbir yeşil dalından koparılmaz. 6 Mayıs günü ikindi zamanı Hıdırellezin bittiğine inanılır. Ancak eğlenceler hava kararıncaya değin sürer. Hızır uğrasın! dileği bolluk gelmesi anlamında kullanılır KISMET İÇİN: Evlenmek isteyen kızlar gelin maketi yapar ve gül dalına asarlarsa evlenecekleri kişiyi düşlerin... Devamı

04 05 2011

Mutluluk Güzel Kokar

      Dostum birden soruverdi: - “Bir insanın mutlu olduğu nasıl anlaşılır?” Şöyle düşünmüş olmalıyım: - “Bilmem gözlerinin parlaklığından, neşesinden, belki yüzüne vuran iç aydınlığından.” Dostum hepsini kabul eden, ama yeterli bulmayan bir el işareti yaptı: - “Bunlar doğrudur. Mutluluk saklanamaz. Mutluluk insanın içinden sızar,bir yerlere girer, orayı değiştirir. Bir de kokusu vardır. Bilir misin mutluluk kokar ”- “Mutluluğun kokusu mu?”Doğrusu duymamıştım.  Dostum anlayışla baktı:- “Doğrudur, duymamışsındır. İnsanlar pek fark etmezler. Oysa, her ruh halinin kendine özgü bir kokusu vardır. Eğer insanlar koku duygularını kaybetmeselerdi, bunları da bilirlerdi. Ama bir çok şey gibi bunu da kaybettiler.” - “Yani, önceden biliyorlar mıydı?” - “Elbette, biliyorlardı. Bak hayvanların birbirleriyle iletişim kurmalarında koku nasıl önemli bir rol oynar.” - “Evet ama konuşamadıkları için..” Dostum biraz sabırsız, sözümü kesti:- “İnsanlar konuştukları için artık kokuya gerek duymuyorlar değil mi? Şimdi sen bana insanların konuştuklarını mı söylüyorsun?” Artık yanıt vermiyordum. Dinlemeyi sürdürdüm. Dostum: - “Sen de biliyorsun ki insanlar gerçekte konuşmuyorlar. Konuşur gibi yapıyorlar. Öğrendikleri sözcükler var. Birbirlerine onları söylüyorlar. Gerçekte çok azı, çok az zaman için konuşuyor. Onlara da dikkat et, duygu sözcükleri yoktur. Birbirlerine söylemeleri gereken sözleri söylerler., Onun için de çoğunlukla birbirlerini dinlemezler. Gerçekte konuşmayan,gerçekte dinlemeyen insanlar iki önemli iletişim aracını da kaybettikl... Devamı

04 05 2011

Cemal Süreya

    "Ben bütün hüzünleri denemişim kendimde, Canımla besliyorum şu hüznün kuşlarını !! Bir bir denemişim bütün kelimeleri... Yeni sözler buldum seni görmeyeli..!" _________Cemal Süreya__________ Devamı

04 05 2011

Cemal Süreya

    "Ben bütün hüzünleri denemişim kendimde, Canımla besliyorum şu hüznün kuşlarını !! Bir bir denemişim bütün kelimeleri... Yeni sözler buldum seni görmeyeli..!" _________Cemal Süreya__________ Devamı