10 06 2009

ACIYA SÜRGÜN İSTANBUL

Gözümdeki yaşı silen çocuk!... Matemi yok eden yanıyla hatırlarım hep. Bendeki buharlaşmaya sebep O olduğu halde; hiç kızamadım, hiç toz konduramadım O'na.Benim gizli kalmış yanımdı, âşikâr etmeye yeltendiğim. Bir de çocuk yüreğimin sıla kabullendiği.Buranın geceleri gecelerine, gündüzleri gündüzlerine benzemiyor.Sığınacak âşiyânım, mahallem yok.Nakaratı dilimize takılmış, içimizde boğamadığımız şarkının sözleridir. Çünkü güzeldir gözleri, çünkü O vazgeçilmezdir. Bizim her gece rüyalarımızı süsleyendir, barışı hatırlatan bir âbide, bir semboldür. Kırılgan, ölüme mahkum bir kelebektir, korunması gereken doğasına sahip çıkılmadığında. Amaçsız bir dilenci gibi yardım dilenir O. Vapurların sirenleri de bunun en belirgin örneği değil midir? Siyahı siyah olmaktan çıkarır, en azından griye dönüştürür biz daha fazla umutsuz olmayalım diye. Nice yok olmalara rağmen, yağmurlarda erimeye niyetli değildir O. O münacaatımızdı, sindiğimiz kuytudaki çığlığımızdır. En büyük mezâlimi yaşayanlar, İstanbul'un tadına varıp da O'ndan ayrı düşenler(yaşarlar)dir! Hangi şehir böylesi vazgeçilmezdir ki? Dünyanın en güzel kızı ömrünün son günlerini geçirdiği kulesini O'na emanet etmiştir çünkü. Gözleri arkada kalmadan. Esvabı renkli, sokakları curcunalı, alıngan anlarında sükûna gömülür gibiydi saatleri. Eski İstanbul'u yaşamak isteyenler, renkli bir tabloyu dillendiren Musahipzâde Celâl Bey'in "Eski İstanbul Yaşayışı". Georgina Max Müller'in "İstanbul'dan Mektuplar" gibi eserleri okumalılar. Yedi tepeli güzelliğini bilmeyen yoktur. Dillere destandır ç... Devamı