29 12 2010

Padişahın işi ne ?

 

Sultan murat han o gün bi hoştur.neşeli derseniz değil üzüntülü derseniz değil.bir rüya görmüştür.veziri siyavuş paşa "hayırdır inşallah" der.sultan" hazırlanın tebdili kıyafet dışarı çıkıyoruz hayır mı şer mi öğreneceğiz" ve iki molla kılığında çıkarlar yola.görünen o ki padişah hala gördüğü rüyanın etkisindedir gideceği yeri iyi biliyordur.seri ve kararlı adımlarla Beyazıt’ a çıkar.Unkapanı civarında soluklanır.etrafına dikkatle bakınır.işte tam o sırada yerde yatan bir ceset gözlerine batar,sorarlar.
-kimdir bu?
ahali
-aman hocam hiç bulaşma,derler ayyaşın meyusun biri işte!..
-nerden biliyorsunuz
-müsaade et bilelim kırk yıllık komşumuz bir başkası lafa girer
-aslında iyi zanaatkardır azaplar çarşısında çalışır nalının hasını yapar ancak kazandıklarını içkiye fuhuşa harcar.hem şişe şişe şarap taşır evine,hem de nerde namlı mimli kadın varsa takar peşine..hele yaşlının biri çok öfkelidir
-sorun bakalım onu hiç cemaatte gören olmuş mu?ve mahalleli arkasını döner gider.ve bizim tebdili kıyafet mollalar ortada kalakalırlar...
ve vezir de toparlanıyordur ki padişah kızar."dur bakalım daha rüyadaki hikmeti çözemedik "aman padişahım bu adamdan uzak durun derim” saraydan birkaç hoca yollarız kurtuluruz vebalinden"
-olmaz der padişah naaşı kaldırmalıyız.
-yapmayın etmeyin sultanım yıkanması paklanması telkini tekfini...
-merak etme ben beceririm.ama önce bir gasilhane bulmalıyız
-şurda bir mahalle mescidi var ama..
-olmaz vefat eden sen olsaydın nerden kalkmak isterdin
-Ayasofya Süleymaniye veya fatih camiinden
-Ayasofya Süleymaniye de devlet erkanı çoktur tanınmak istemem.ama fatih camiini iyi dedin hadi yüklenelim...ve gelirler camiye vezir sağa sola koşturur kefen tabut bulur.usulü erkanınca bi güzel yıkarlar ki ,naaş yıkandıkça ayan beyan güzelleşir sanki.bir nur gibi aydınlanır yüzü..hem manalı bir tebessüm okunur dudaklarında.meçhul nalıncıyı kefenlerler,tabutlar musalla taşına yatırırlar.bir ara vezirin aklına gelir
-sultanım der yanlış yapıyoruz galiba
-heyecana kapıldık buraya getirdik cenazeyi.belki hanımı belki yetimleri vardır
doğru yaa der padişah sen başını bekle ben bir mahalleyi dolanıp geleyim.vezir orda kalır padişah bu garip maceranın başladığı yere döner.nitekim sorar soruşturur.nalıncının evini bulur.kapıyı yaşlı bir kadın açar.hadiseyi metanetle dinler.sanki bu vefatı bekler gibidir.
-hakkını helal et evladım der belli ki çok yorulmuşsun.sonra eşiğe çöker ellerini yumruk yapar,şakaklarına dayar gözler kısılır ve hatıralara dalar gider.neden sonra silkinir kendine gelir....
-biliyor musun oğlum der bizim efendi alemdi vesselam...akşamlara kadar nalın yapar...ama birinin elinde şarap şişesi görmesin;elindekini avcundaki verir satın alırdı,sonra getirip dökerdi helaya!
-niye
-ümmeti Muhammet içmesin diye
-hayret
-sonra malum kadınların ücretini öder eve getirirdi.ben sizin zamanını satın aldımmı?aldım derdi.öyleyse şimdi dinlenmeniz gerek.o çeker gider ben menkıbeler okurdum onlara....
-bak sen millet ne sanıyor halbuki!
-milletin ne sandığı umurunda değildi ki.hep uzak mescitlere giderdi.öyle bir imamın arkasında durmalı ki derdi tekbir alırken kabe yi görmeli...
-öyle imam kaç tane kaldı şimdi?
hatta bir gün;bakasın efendi dedim sen böyle yapıyorsun ama komşular seni kötü belliyecek .inan cenazen ortada kalacak...
-kimseye zahmetim olmasın deyip mezarını kendi kazdı bahçeye.ama ben üsteledim iş mezarla bitiyor mu?seni kim yıkasın kim kaldırsın?
-peki o ne dedi?
-önce uzun uzun güldü,sonra
-Allah büyüktür hatun dedi hem padişahın işi ne?

alıntı

0
0
0
Yorum Yaz