21 09 2010

NERELERDESİN

Gökyüzünde güneş doğardı içimde sen.

Ardından kalbimde tomurcuklanmalar başlardı.

İlk bakış, ilk yara mıydı bu?

Sözümün gönlüne aksi düşünce aynılaşma  başlar sanmıştım, sırrını gizlediğindim.

Sevdan silineli yıllar oldu.

Ben hala aynı, farkındalık arıyorum gitgide.

Yalnızlığıma kılıftın, gözyaşlarımı silecek naif ellerini ahh bulabilsem!

Seccaden yine aynı yerinde.

Hiçbirşey değişmedi, yakıp yıkıp gitsen de yokluğun ziyadesiyle acıtıyor içimi,

bitmiyor işte.

Unutulmak yetmiyor, unutamıyorum.

Gözyaşım katren olsaydı.

Sevdam kuyuda yusuf, yitmezdim belki böyle bir ela gözlüye.

Saksımdaki çiçeğimdin.

İçimdeki toprağın, yalnızlık vurdu mu bizi böylesi kara bir gecede?

Kaşla göz arası içime  dokuduğum sevdam.

Gözlerin gönlüme serilen ipek bir yorgan gibiydi.

Düşlerim kelimelerin esiri olmuş boğuşurken.

Sevdamı kuşlara kanat etmiştim, nereden bilirdim göç mevsimi erken uğramış

yurduma.

Sen gibiydim.

Benliğimden uzak kıtalara savrulmuştum.

Ben gibiydin.

Bizlikten  hiç olmamacasına uzakta.

Yıllarca peşinden sürüklenen küçük bir çocuktum, içimdeki çocuğu hiç

büyütmeyen.

Öyle ya gözlerinde mıhlanmamı birer milat sayabilir miydim?

Yine kimsesizlğin koynunda alacakaranlık bir kabus görmekteydim.

Ödüllerin  katmerli birer ayrılık mıydı bana?

Ne batınında mutluluğa, ne zahirinde kederle dans edişimizin şavkı vururdu

vuslata.

Bu kadar aşina, bu kadar yakıcı olabilir miydi (?) ayrılığın bize yansıyan yüzü?

Zamansızdık; büyük kentlerin kocaman yüreklerini bir araya getirmesiyle iki gencin

masalı mıydı  başlayan?

Uyumsuz tenlerin başkalaşan kader arayışlarına karışan tiz çığlıklarımız

umutlarımızın noktalanmasıyla bizi sırtımızdaki kamburumuza vurarak uçurumdan

itiverirken; dilek tutardım noktalanmasındı sevdamız.

Gündüşümü yakıp kavuran bu firak avuçları içinde daha ne kadar kanatabilirdi ki

beni?

Nerelerdesin?

Dizginlerini yitirdiğim kayıp zamanımdın sen….

Emine Göl Yılmaz

1
0
0
Yorum Yaz