14 03 2011

GÜZERAN ÖMRÜM

 
 
 
Düzenin derinliğinde ki viranede âcizane bakışlarda yiterde tutulamayan umutlara doğru yola çıkarım. Bir güz yağmuru dinginliğinde, gece karanlığının hoyratlığında eskimiş garezlerin akıbetinde.

Gelin tellerinde ki saflığı heba olan bakışlarda istinbat’a geçmek için ütopyalarımın fazlalığı canımı acıtıyor acıtıyor da sarmalarcasına.

Dem be dem imkânsızlıkların ördüğü duvarlara yetmezmiş gibi bir taşta ben koyarım
İçimdeki iyi ahlakın söylediği sözleri duyar gibiyim. –pesimistliğimin bu kadarına da pes doğrusu-  güzerân ömrümün duyumsayamadığım anları ipkalaşmıyor. Bir betimsizlik, bir anlaşılmazlık içinde kadavraya dönüşen benliğimdeyse sadeliğin hâkimiyeti şaşkına çeviriyor. Zaten kabak tadı veren eşgüdümü olmayan geleceğe ise daima lakayt kalan bendim.

Hüznü analoji bir duyguyla gezindiğim yollarda hislerimin fıkdanlığını özümden ayırıyorum. Havanın yeni kararmasıyla garipler semaisini seyre dalıp, vecde doymayan gönüllere bakıyorum.  İç huzuruna ulaşıp doymak için çırpınan kalbimin odak noktasında ince hesaplara dalıyorum.  Vehmetmeksizin okuduğum ayetlerden sonra ruhumun erinçleşmesi; işlediğim günahlardan sıyrılarak hafifleşen bedenimde, intibah eden iyi ahlakın yerleşmesine etkinlik gösteren ve her merhalesinde dua-ı hayrı okuyup içinde bulunduğum tüm olumsuzluklara rağmen nurla dolan avuçlarımı yüzümde birleştirirken yaratana şükretmek öylesine yüce bir duygu ki anlatılamaz bir şey.

Eşape fırsatların gölgesinde dövünmeye başlayan fevkalbeşerlerin esved’e bürünmeden çıkar yol aramaya değin bürünmeden çıkar yol aramaya değin; çırpınışlarını hayret edici bakışlarla karşılardım, felsefi düşüncelerini yazıya döktüğünde filozoflar.

Oysaki ne Nietzsche’nin kölelik ahlakı ne Heidegger’ın hakikati ve varoluşu düşünmeye karşı kendince getirdiği yasaklar.

Süslü yalanlarla bezenmiş hiçbir estetiği olmayan derinliğini bir belirsizliğin, bir anlaşılmazlığın ve sıradanlığın oluşturduğu, duygudan yoksunluğun içinde bocalıyor insanoğlu.

Hakikati mutlak-a karşı açılan içsel savaşlarını dışa vurarak hiçbir natürelliği olmayan yaşam felsefelerini kaderciliğe karşı gelerek: Rasyonalizm öğretisini savunan bu fevkalbeşerlerin reaksiyon gösterecek halka karşı radikal tenkitlerini ve sinsice fikirlerini –sokrat- gibi sundular.

Nihilizme savaş açanlara karşı olan Nietzsche ‘de şüphesiz ecel anında üstinsanın ne kadar hakirane olduğunu görmüş ve gerçekleri düşünmek istememiştir…

emine göl yılmaz
 
 
ilk olarak yayınladığı site

1
0
0
Yorum Yaz