21 09 2010

GÜLÜM

Konar geçer sevdalarla yola çıkardık.

Merhabaların has’ı  yüreğimizde sıcaklığını hissettiğimizdi .

Yıkılmak bilmezdi umutlarımız .

Çare arardık bugünün batağa saplanmış sancılarına .

Ana sütü gibi helaldi gözyaşlarımız.

Kabuğu açılmamış inci tanesi sarhoşluğunda.

Daüssıla hüznü yerleşen kalbimizle acılara dimdik karşı koymayı bildik.

Sevdaydı. Dirençti. Kindi. İhanetti.

Yuva yıkanlara baş kaldırmaktı en asil davranış.

Bir bağlılıktı ki, onuru korumaya değer.

Bir sevdaydı bağ bozumlarında ilk bakış.

Bir fidanın ilk sürgünü, bir baş eğmezin türkü mırıldanışı gibi.

Bir sevdaydı; kalbinde yerimin hep var, hep sıcak olduğunu bildiren

Onur için hep savaşmak gerekirdi. Kurşun yerine hep gül dağıtmaktı ellere.

Parmakların basıp da kanlar akıtmayacağı, yuvaları söndürmeyeceği; bir asırlık

ömürleri ateşleyip, dile kolay anılarda bir saniyede geçiştirilemeyeceği, silahların

üretilmediği ve üretilmemesi için ayak diremenin adıydı.

Gülüm demişti ve öyle yazmıştı kağıda.

Son sözü bu olmamalıydı….

EMİNE GÖL YILMAZ

3
0
0
Yorum Yaz