31 03 2011

Ahmet, Dilruba, Türkan

 



Ne çok terk edenler var ömrümüzde. Ne çok terk ettirilen. Ne çok dost sandığımız insanlar var çevremizde. Ne çok riyakâr yüzler.
Sizleri de aldılar elimizden çocuklar. Sizlerin gülüşlerini de. Ağlamalar bıraktınız bize ağırlığınızdan daha da ağır. Üçünüzün bakışlarında ki huzuru başka hangi resimlerinizle taşısak ki yüreğimize.
Size uzanan ellerin hükmü kalmasa yeryüzün de. Karıncayı dahi incitecek takat kalmasa hücrelerinde. Yağmur bulutlarını hediye ettiniz günlerimize, gönlümüze.
Dağlanan yüreğimizde pamuk şekeri tutan pamuk gibi elleriz konaklar. Gelmez yarınlarınız vardır. Gelmez geleceğiniz. Umut var ses hep sizi çağırdı gün düşümüze. Hep siz konaklardınız gönül misafirhanemizde. Hep size ayarlandı okul saatleri. Hep sizinle başlandı kahvaltıya. Çikolata sürdü belki anneleriniz sizin için birer dilim ekmeğe ve yerleştirdi yemek masasında ki tabağınıza.
Baloncu amca sizin için hep üç adet balon ayırdı. Gökyüzünde umudun sıcaklığını hissetmek için, sonsuza uçurabilin diye.
Bakkal amca gofretlerinizi, cipslerinizi, sevdiğiniz şekerlemeleri ayırdı sınav sonraları başarılarınızın ödülü olsun diye.
Okul sıralarınıza en güzel kokan çiçekler bırakıldı sizler koklayabilin diye.
Mahalle aralarında oynanan oyunlarda sizin sıranız geldi çocuklar. Seksek atlarken, yakan top oynarken, kör ebede de, saklambaçta da hep sıranız geldi çocuklar. Oyunlar sizi bekler.
Ya siz kimleri beklediniz duyuramadığınız çığlığınızla size uzanamayan bizlerin ellerini mi?
Ahmet, Dilruba, Türkan sizinle birlikte parçalandı yürekler. Gömüldü acımasızın elleriyle kara toprağa.
Şeker tutan ellerinizle şeker kaplı günleriniz olacakken, böylesi acı ve hazin bayramları yaşatmamalıydınız bize çocuklar yaşatmamalıydınız.
Daha nice!
Ahmet’ler, Dilruba’lar, Türkan’lar gelecek nice evlerin çocuk odasına ve onlar sizin için uçuracaklar balonları ruhlarınızla birlikte huzura uçabilsinler diye.
Hiçbir caninin elleri, ellerinin gölgeleri dahi uzanmasın çocuklarımızın yanına. Pamuk şekerlerini yiyip, top peşinde koştursun, evcilik oynasınlar korku nedir bilmeden çocuklarımız.

(NUR İÇİNDE YATIN ÇOCUKLAR)

EMİNE GÖL YILMAZ

20
0
0
Yorum Yaz